CİHANGİR YOLCUSU KALMASIN – 1

Çok sevdiğim bir yerdir Cihangir. 15 yaşımdayken benim orada gizli bir mekanım vardı. Gizli dediğim bir sürü insan vardı tabii ama benim çevremden kimse yoktu. Alabildiğine bir İstanbul manzarası, canım cicim merdivenlerim… Derken zamanla arkadaşlarımla paylaşmaya başladım orayı. Ezgi, Gökçe, Duygu, Çağlan, Selis, Burak… Ve ardından da onların arkadaşları gitmeye başladı. Kendimi iyi hissettiğim ve bir başıma kaldığım yer de arkadaşlarımın mekanı olmuştu. Neyse zaten zamanla sıkılmaya da başlamıştım. Ama Cihangir’den sıkılmamıştım. Hatta hep hayalimdi “inşallah şu güzel apartmanlardan birinde otururum” diyordum.

CİCİ EV

Kırk yılda bir gerçekleşen dileklerimden biri de bu oldu. Geçtiğimiz Aralık ayından beri Cihangir’de yaşıyoruz. Oturduğumuz evi çok seviyorum, hatta ilk gördüğümde vuruldum kendisine. Aslında büyük ev, küçük odacıyımdır. Aksine de genelde karşıyımdır. Bu ev tam olarak o tanıma uymasa da çok seviyorum çünkü içi huzurlu, içindekiler huzurlu… Cihangir’in en sevdiğim yönlerinden biri de bir sürü kafesi olması, mağazaları ve miserable olsalar da insanları. Belli bir yerden sonra gerçekten mahalle hayatı denilen şeyin içinde buluyorsunuz kendinizi.

MEKANLAR FİLAN…

Eğer Cihangir’in dışına pek çıkmazsanız, Boğaz’da yürümezseniz, Nişantaşı’na, İstiklal’e, Cadde’ye çıkmazsanız belli bir yerden sonra basıyor. Ama dedim ya mahalle hayatı sizi içine çekiyor. Ve gidilecek çok güzel yerleri var. Nereler mi?

Olivia: En keyiflisi önünde, kaldırımda oturmak… Arkada bahçesi var ama hiç tavsiye etmem, çok kasvetli. İçerisi güzel, çalışanlar güler yüzlü… Yemeklerine gelecek olursak home-made pasta’ları meşhur. Benim favorim ise kesinlikle kahvaltısı ve Shnitzel’i. Klasik Bruschetta’sı denemeye değer bir de fırında brokolisi güzel. Makarna mevzusu bana ağır geldiği için pek yemiyorum ama Murat bir Portofino Lover 🙂 Onu da tavsiye edebilirim.

Kahvedan: Kahvedan’da oturduğumda kendimi sanki İstanbul’da, Cihangir’de değil de başka bir yerde gibi hissediyorum. Başka çok bir yer görmüşlüğüm yok henüz ancak bir his işte ve güzel bir his. Genelde çok kalabalık oluyor bir de masaları çok küçük ve bunu sevmiyorum. Neleri güzel derseniz kahvaltı için Pancake tavisye edebilirim, çok güzel yapıyorlar. Bir de Quesidillas’ı çok güzel.

Momo: Cihangir’in yeni, küçük ve güzel kahve dükkanı. Cihangir’de içip içebileceğiniz en lezzetli kahve diyebilirim. Kahvenin yanında verilen minik tahinli cookie beni benden alıyor 10 tane arka arkaya yiyebiliyorum. Onun dışında bir de muffin’lerini denedim o da oldukça başarılı.

Susam: Olivia’nın kahvaltısını seviyorum dedim ama Susam’ın Alaçatı kahvaltısı bir başka, yanında bir de peynirli omlet mmmm… Onun dışında yemekleriyle pek aram yok Susam’ın ama oturmayı en sevdiğim mekanlardan.

Daha bir sürü mekan var anlatacağım White Mill, Meyra, Porte, Baykuş… Ama onları daha sonra anlatayım diyorum (evet üşendim…)

KUÇULAR, PİSİLER…

Pisilerle aram pek iyi değildir ama kuçular inanılmaz derecede ilgi alanıma giriyor. Cihangir’de de adım başı pisi ya da kuçuya rastlamanız olası. Özellikle bir pet shop’ta Coco diye Golden Retriever cinsi bir kuçu var ki mahallenin sevgilisi. Ben de bir kuçu almak için psikolojik çalışmalara başladım ama Murat buna ne der bilemiyorum 🙂 Pisiler ise çok şımarık, çok yılışık ve çok kendini bilmez. Bir anda kucağa çıkmalar, “beni sev, beni sev”ler filan, delirtebiliyorlar. Ama her ne kadar pisilere karşı tepkili olsam da hem kuçular hem de pisiler Cihangir’i son derece renklendiriyorlar.

İnsanlarına da bilahare değineceğim…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s