DÜT DÜÜÜÜÜT!

Taksi maalesef ki hayatımda çok sık kullandığım bir ulaşım aracı haline geldi. Hele ki şu domuz gribi geldi, geliyor, gelecek denildiğinden beri çok sık kullandığım metro ve zaman zaman kullanmam gereken metrobüs benim için birer kabus haline dönüştürler. Tabii ki metrobüs ile gitmem gereken mesafeyi taksi ile gitmiyorum ama düşünüyor olmama bile korkunc 🙂

Neyse dönelim taksilere ve taksicilere. Yaşadığım onca tecrübeden sonra karar verdim taksicilerin büyük bir çoğunluğu ruh hastası. Tamam, yorucu ve sıkıcı bir iş yapıyorlar ama bu onlara müşterilerine hayvan muamelesi yapma hakkı vermiyor, vermemeli. Atıyorum metroyu kullanan vatandaşsınız, düşünsenize Taksim – 4. Levent , 4. Levent – Taksim arası mekik dokumak durumundasınız, hem de gördüğünüz tek şey duvarlar. Hızlanabilme şansınız yok, müşteriye “in” deme şansınız yok… Çok mu keyifli iş? I-ıh… Gelelim taksicilerin arızalarına:

“IIHHH MIIIHH ABLA YA, PÖÖÖF” (GİDECEĞİNİZ MESAFENİN BEĞENİLMEDİĞİNİN İŞARETİ)

Atıyorum İstinye Park’tasınız ve Maslak Atatürk Oto Sanayi’ye gitmeniz gerekiyor. Ve son derece kibar “Kusura bakmayın kısa mesafe olacak ama, X’e kadar gidecektim” diyorsunuz. Herif 5 dk’lık yol boyunca söyleniyor. Alması gerekenden de fazla para veriyorsunuz “İyi günler” lafınıza cevap verme tenezzülünde bile bulunmuyor. Hatta yetmiyor bir de üstüne söyleniyorlar.

HIIIINNNN

Muhtemelen İstanbul trafiği kaynaklıdır bu sorun ama yine de saçma. Trafikten dolayı bir türlü içindeki gaza basma istediğini bastıramayan taksi şoförünün içinden fırsat bulduğu ilk anda bir Michael Schumacher çıkar. Siz bir o yana bir bu yana sallanıp, korku içindeyken dikiz aynasından şoförün gözünün içindeki hırsı görürsünüz.

BIDI BIDI STYLE

Taksiye bindiğiniz gibi başlayan sorular silsilesidir.

— Havalar da amma bozdu dimi?

— Hı hı…

— Ne işle meşgulsünüz?

— Bir dergide çalışıyorum.

— Alla alla ben sizi oyuncu sanmıştım.

— Hııı…

— Benim de bir kızım var.

— Hıı…

— Konuşmayı pek sevmiyorsunuz galiba?

— Hıı…

— Neyse ben anlatayım, şimdi benim kızım…

Yahu kardeşim deli misin nesin? Seninle konuşmak, bırak onu seni dinlemek gibi bir mecburiyetim var mı? Bir yandan da düşünüyorum bütün gün yoldalar, ihtiyaç duyuyorlardır ama konuşmak istemeyene de bir saygı dimi? Mesela benim bir tanıdığım var kendisi taksiciler ile sohbet etmeyi acayip sever, onunla beraber taksiyle bir yere gittikten sonra, taksicinin tüm hayatına vakıf olurum ve sanki ailemden biriymiş gibi hissederim.

Neyse… Neden bunu yazmak istedim, bugün sabah bindiğim taksiden ötürü. Yine kısa bir mesafe gidecektim ve çekinerek taksiciye “Iıııh… şeyy….Odakule’ye kadar gidecektim de…” dedim. Adam “Tabii ki hanımefendi buyurun, mesafenin ne önemi var bu bizim işimiz dedi”. Ardından gayet sakin bir şekilde arabayı kullanırken “Biliyor musunuz ben sohbet etmeyi pek sevmem, konuşmamamı mazur görün dedi.” Bu da ayrı bir cins diye geçirdim içimden ama diğerine tercih ederim tabii. Ardından Odakule’ye geldiğimizde yine olması gerekenden biraz fazla para verdim, kısa mesafeye kendimce kendimi affettireceğim. Halbuki böyle bir mecburiyetim yok ama alışmışım problemli taksicilere. Adam parayı alıyor ama “Fazla verdiniz” diyip alması gereken kadarını alıyor. Hatta normalde, örneğin 3,20 TL – 4,10 TL gibi miktarları yukarı doğru yuvarlayan taksicilerin aksine 5,70 TL yerine 5,00 TL akarak beni dumura uğrattı. Bu da yetmezmiş gibi “İyi günler dilerim” dedi. Bu durum beni korkuttu, fazla iyiydi… Ölecek miyim acaba yakında diye düşünmedim değil hani…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s