KUÇU SEVDASI – 1

Köpek mevzusu çok hassas olduğum bir konudur. Köpek sevgimin ise sınırlarını anlatmam mümkün değil. Bu sevgi öyle böyle bir sevgi değil. Yani bir köpek gördüm mü kendisini severken parçalamak istiyorum! Vahşetten değil, sevgiden…

ROCKY, SUZY, LUCKY

Bugüne kadar üç tane köpeğim oldu. Rocky, Suzy ve Lucky. Şu anda fotoğrafları yok yanımda ama scanner’dan tarayıp koyacağım yarın, öbür gün.

Rocky:
İlk köpeğim Rocky’i annem ve babam bana sürpriz olarak almışlardı. Rize’deyken (evet kısa bir süre orada yaşadım) annemler iş için Ankara’ya gitmişlerdi ve gelirken bana minik, sevimli ve beyaz bir Terrier getirdiler. O sevimliliğe Rocky ismini koymayı uygun gördüm, halbuki her ne kadar kedi ismi olsa da Pamuk ismi süper olabilirdi. O kadar minikti ki henüz biberonla besliyorduk. Ben o zamanlar işin daha çok sevme kısmı ile ilgileniyordum. Herkes bayılıyordu bu miniğe. Ardından Antalya’ya geçtik. Önceleri yazları gittiğimiz ama sonradana yaşama kararı aldığımız yere. Benim minik Rocky’m hastalandı. Boynunda böyle acayip, iltihaplı bir şey çıktı. Sonra onu verdik ama kime, ne zaman, nasıl hiç hatırlamıyorum. Anneme bir sormam lazım…

Suzy:
Benim ısrarlarıma dayanamayan annem ve babam bana tekrar bir köep aldılar. Bu sefer çirkin mi çirkin bir Pekingese yavrusuydu. Ama nasıl çirkindi anlatamam. Annemin en sevdiği köpeğimiz oldu. Baya Suzy 1, ben 2 filandık o derece hahah 🙂 O kadar uslu ve akıllıydı ki çok kısa sürede tuvalet eğitimini algıladı, son derece uslu hanım hanımcık… Ama çirkin! Onunla epey eğleniyordum. Derken maalesef onu da vermemiz gerekti…

Lucky:
Son köpeğim Lucky de Terrier’di. Ankara’dayken babamla gidip Karum’daki PetShop’tan almıştık. Minikken çok tatlıydı da büyüdükçe onun aslında tam da bir Terrier olmadığını anlamaya başladık. Resmen evrim geçirdi ama çok şekerdi. En kaliteli, en keyifli zamanları onunla geçirdim. Artık büyümüş de olduğum için sevmenin yanında ilgileniyordum da onunla. Lucky de babamın favorisiydi. Ancak Lucky’nin favorisi babannemdi. Bir tek gece bile benimle uyumadı, hep babannemle uyudu. Epey bozuluyordum bu duruma:) Ardından Lucky’mi alıp İstanbul’a döndüm. İşte problem orada başladı. Babaannem yok diye yemeden, içmeden kesildi miniğim. Anneme yapıştı bu sefer de ama o da Lucky’i tatmin etmedi. Bazı sebeplerden dolayı babam ve babaannem de artık köpeğe bakamazlardı, aynı şekilde biz de. Onu da vermek zorunda kaldık. Hem de bu sefer kendi ellerimle, Moda’da gittiğimiz bir barın sahibine. Kendisi köpek aşığı. İçimden “Tamam emin ellerde” dedim. Nitekim Lucky’den aldığım son haber İsveç’te manikür yaptırdığıydı!


VERMEMEK ÜZERE

Lucky haricindeki kuçularımda daha çok “sevme” odaklıydım. Lucky’den ayrılığım o yüzden daha zor oldu. Diğerlerinden de zor ayrıldım ama günün sonunda yapacak bir sürü şeyim, eğlenecek bir sürü aktivitem vardı… Şimdi köpek istiyorum tekrar. Bu sefer gerçekten bakabileceğimi bildiğim için istiyorum. Bayağı çocuk gibi alacağım ve bakacağım, vermemek üzere. Yani bence zamanı geldi. 2010 dileklerimi okuyanlar görmüştür. Şimdi bunu da okuyanlar oturup “tü tü tü işalla” filan desin. Afferin, aynen öyle! Teşekkürler 🙂

Not: Fotoğraflarını yarın koyacağım:) Yukarıdaki fotoğraftaki kuçu ise bana ait değil, şeker ama dimi? Adı Cimcim 🙂


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s