PARIS GUNLUGU


Ah Paris ah, mahvettin beni! 🙂 Yani suan su yaziyi yazarken ne kadar uzgunum anlatamam. Ucakta Istanbul’a donmekteyiz aglasam yeridir o kadar donesim yok ki kelimeler yetersiz kalir bu hissi anlatmak icin.

Ben Paris’e tek kelime ile asik oldum. Her yapida, her sokakta detaylar gizli. Kafanizi nereye cevriseniz “ay sunun da fotografini cekmeliyim!” dedirten goruntuler ile karsilasiyorsunuz. Icinizdeki turist cilginlar gibi disari cikiyor (elinde fotograf makinasi olan turistten bahsediyorum, pek sevmem de o tipleri ama oldum iste!).

OGRENCI MAHALLESI

Kaldigimiz otel Surbonne Universitesi’nin hemen dibindeydi. Haliyle bol café’li, bol brasserie”li bol insanli bir yerdi. Ara sokaklarda minik sirin café’ler varken 2 dakika mesafedeki ana caddeye ciktiginizda da tum markalarin bulundugu alisveris yapma istegi uyandiran yerler mevcuttu. Genelde otelde kahvalti ettik ama birkac café’den cok guzel corrisant’lar yedigimi soylemeliyim 😉 Yine otele cok yakin bir kilise vardi, sinirli oldugunuzda gidiyormussunuz butun sinirinizi aliyormus. Neyse ki ihtiyacim olmadi :p Kisaca otelden de bahsedecek olursam, Grand Saint Michel adini tasiyan otel bir butik oteldei Son derece sirin, guzel, seker… Tek problem ise odalari… Gercekten cok ama cok kucuktu ancak onun disinda lokasyonu inanilmazdi. Yolunuz duserse ihtimalleriniz arasinda bulunsun derim…

CHAMPS ELYSEES

Champs Elysees hayal ettigim kadar varmis. Irili ufakli café’ler, magazalar, sahane yapitlar … En sonunda da bir anit. Aslinda bir kapi hatta bizim Istanbul Universitesi’nin kapisi ile ayni kapi. Dunyanin bir takim yerlerinde mevcut bu kapi (alin size fotografi hatta nerelerde bulundugunun). Neyse ustune cikabiliyor ve sehri Eiffel’in tepesinden oldugu kadar olmasa da tepeden seredebiliyorsunuz. Sehir tam anlamiyla “YIKILIYOR!”. Tarih tamamen korunmus, gokdelenler ivirlar zivirlar hep daha uzak yerlerde. Cilgin, cok cilgin!

EIFFEL TOWER

Eiffel’in tepesine cikip da soooyle bir bakma sansim olmadi, olamadi. Ancak hic de uzulmedim. Eiffel’in kendisini gormek son derece yeterli oldu benim icin. Son geceye kadar hep uzaktan gordum ama son gece Murat’la beraber uzuun uzuun yuruduk ve ta-taam Eiffel’in ayaklari altindayiz. Tanrim o nasil bir ihtisam, nasil bir gorkem, nasil bir sey! Insanin bakarken basi donuyor… Hava guzel olsaydi (sansimiza 3 gun de buz gibiydi) kesin saatlerce oturup seyredebilirdim.

ALISVERIS

Uzgunum ama Bagdat Caddesi filan halt etmis… Tamam cok guzel, cok da seviyorum ama estetik yok… Bizde muthis bir “laz mimari” kafasidir gidiyor. Hep yikalim daha yensini (ve aslinda cirkinini) yapalim. Ama Paris’te; Champs Elysees’de, Montaigne’de filan hic de oyle degildi. Her sey eski yapilar icerisine gomulmus ama tarih de bozulmamis. Hal boyle olunca (nedendir bilmem) insanin alisveris yapasi tutuyor. Yani “onu da alayim, bunu da alayim” oluyorsunuz. Bence bu birazcik butun tasarimlarin bize gelmemesinden de kaynaklaniyor… Bu arada belki bilenler vardir ama Milano’da gordugum ve sonra Paris’te de gorunce cok sevindigim icin sizlerle bir markayi paylasmak istiyorum: Zadig & Voltaire. Tek kelime ile i-na-nil-maz! Turkiye’ye bu magazayi acana odul vermeyi planliyorum. En olmadi Beymen Blender, V2K gibi yerlerden bu performansi bekliyorum 🙂

Bu arada Lafayette Departmant Store ziyareti de gerceklestirdim. Evet, dev ama hic benlik degil valla sokaklarda yurumeyi tercih ederim 🙂

Kisa Kisa…

  • Yani kelimenin tam anlamiyla asigim arkadaslar, Paris’e kesinlikle asigim.
  • Taksi soforleriyle anlasmak tam bir iskenceydi. Ingilizce konusmamak konusunda bu kadar diretmeleri inanilmaz. Ama arada birkac tane seker taksiciye de denk geldik tabii.
  • Her yer temiz… Nasil temiz anlamiyorum? Sokaklarda dogru duzgun cop kutulari bile yok halbuki…
  • “Turkler her yerde” lafimi tekrar etmek istiyorum. Dusunun daha ilk gun, ilk gece; kafamiza gore yuruyoruz bir de baktik donerciler sokagi! Neyse sonra bir sey sormamiz gerekti “Do you speak English?” sorusuna aldigimiz “Hayir” cevabi bizi kopardi! Bugun otelden check-out ederken de resepsiyonistin Turk olmasi ayri bir komediydi.
Su an kitlendim kaldim, canimin 2 gundur cok cektigi Bailey’s’imi yudumlarken (ehe ehe, cok pisim dimiii, caniniz cekti!) sizlere veda ediyor, yakinda genel bir yazi ile karsinizda olacagimi belirtme geregi duyuyorum. Cok cok cok istedigim bir seydi Paris’i gormek ve kisa da olsa bu ziyareti gerceklestirebilmis oldum. Umarim en kisa zamanda yine gideri(z)m. Ve tabii umarim gormek isteyen herkes gorur. Gerci bir yandan da Paris’i gormek sakincali cidden ayrilirken moraliniz bozuluyor. Gorusmek uzere!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s