PARIS NOTLARI

ULASIM

Insan ilk gittiginde kendini hemen toplu tasima araclarina atmiyor tabii. Onceliginiz yurumek oluyor ardindan da cankurtaran taksiye basvuruyorsunuz. Ancak Paris’te taksi tam bir dert. Ilk 10 gun boyunca taksi bulmaya calistik ama 1 – 1,5 saat beklemenin ardindan anca bir taksi yakalayabiliyorsunuz. Ya da telefon acip cagirabiliyorsunuz ama o da taksi varsa tabii. Bu sebeple ilk 10 gun sadece ve sadece yuruduk. Ve yurudukce sehrin her noktasinin birbiriyle bagli oldugunu anladik. Yani Istanbul’da Maslak’tan Taksim’e yurumezsiniz ama Paris’te St. Germain’den Lafayette’e yuruyebiliyorsunuz (ve hatta daha da uzun mesafeleri). Oncelikle sehrin duz olmasindan kaynaklaniyor ardindan da bakacak cok sey olmasindan… Ancak 10 gunun ardindan bircok yeri de cozmus oldugumuz icin cok uzun mesafeler yurumekten sikildik ve Metro olayina giris yaptik. Paris’in gercekten de acayip bir Metro sistemi var bir suru hat, RER, tren ve hepsi birbiriyle bagli. Tabii gideceginiz yeri bilmiyorsaniz isiniz yas 🙂 Bu konuda da iPhone’un Paris Metrosu application’i cok ise yaradi. Ve metro hayatimiza girer girmez cok rahat ettik. Her yere kisa surelerde gider olduk. En uzagi Disneyland bile toplam 1 saat filan suruyor… Taksilere ise kustum ama hic onemli degil ne zaman gidersem gideyim Metro benim icin tamamdir.

YEME ICME

Eger benim gibi “onu yemem, bunu yemem”lerdenseniz bile hemen hemen her gittiginiz yerde kendinize uygun bir sey bulabiliyorsunuz. Ancak sehri cok iyi tanimadiginizdan tabii ki ilk denemeler hayal kirikligi ile sonuclanabiliyor. Fransiz mutfagi hic bana gore degil, ben zaten Italyanciyim hehe ama zaten onu da her yerde buluyorsunuz. Benim aklimda kalan ve cok keyif aldigim birkac yeri paylasayim…

Avenue Madeleine: Madeleine’in basinda yer alan bir restaurant. Ister disarida, ister iceride keyifle oturabiliyorsunuz. Bu sefer hic gitmedik ama daha onceden biliyorum ki yemekleri muthis lezzetli.

Montmartre: Paris’e kadar gelip de Montmartre’a gitmeyen olmaz zaten (ya da soyle diyeyim “gitmemek olmaz). Iste orada bir suru bir suru restaurantin arasinda minik disarida 3 – 4 masasi olan bir Italyan restauranti var. Ancak pizza hayalleri kurmayin, sadece pasta. Cok lezzetli ve eger geleni geceni izlemeyi seviyorsani da cok keyifli bir yer.

Rue des Martyrs & Place Franz Litz: Select, adini hatirlamadigim Hungarian restaurant ve Corso… Bu uc yer icin Rue des Martyrs, Possioniere civarlarinda kalmaniz lazim yoksa pek de “aa gezeyim”lik , turistik bir durumu yok buralarin. Ucunde de super yemekler yiyebilirsiniz. Ozellikle Corso favorimdi. Ayrica Select de nadir kahvalti bulabileceginiz yerlerden.

Bunlar disinda yine guzel yemekler bulabileceginiz bolgeler arasinda St. Germain, St. Michel, Etienne Marcel gibi yerler var simdi her mekanin adini tek tek hatirlamiyorum 🙂

MUZELER, KILISELER…

Nerelere gittigimi zaten tek tek yazdim onceki yazilarimda. Acikcasi kendimi daha cok kaybederim muzelerde diye dusunuyordum ama oyle olmadi. Eminim cok guzel olan ve gitmeyerek sacmalik ettigim yerler vardir ama gittigim yerlerin her birini size siddetle tavsiye ederim. Notre Dame, Louvre, Catacombs, Centre Pompideu, Pantheon… Bir tek Musee de l’erotisme icin ayni seyi soyleyemeyecegim. Ah, tabii bir de araya sikistiridigim Pere Lachaise harikaydi… Hepsi superdi bir tek Musee d’Orsay’a gitmeyerek yanlis yaptim sanirim ama o da artik bir baska sefere… Zaten oyle acayip bir sehir ki ozellikle bir yere gitmenize gerek yok her yer sanat eseri. Sehir acikhava muzesi zaten 🙂

ALISVERIS

Eger markasal bir insansaniz ve Paris’teyseniz dogru yerdesiniz. Avenue Montaigne, Saint-Honore, kismen Champs Elysees sizin icin sahane yerler. Benim ise “hih bu” dedigim nokta atisim yoksa dolasriken icimi sikan, keyif almadigim yerler. “Department Store” olayi ise ayri bir sikinti bence mesela Printemps’e ve BHV’ye (sanirim sadece 10 dk ugradik) gitmedik bile. Gallery Lafayette’e ise cok yakin oldugumuzdan 1 – 2 kere gittik. Ben bayilacak gibi oluyorum oyle yerlerde, sanki kiyafetler yurumeye basliyor ustume ustume, duramiyorum cok fazla… Gelelim “bence” guzel olan yerlere. Etienne Marcel’de “Kiliwatch” diye bir magaza var hem second-hand hem sifir bir suru guzel sey var. Onun disinda yine oralarda ara sokaklarda inanilmaz guzel kucuk butikler var (“markalar”la da bolca karsilasacaginiz bir yer). Les Halles denilen (benim kalabalikken Ankara – Kizilay’a benzettigim) bir yer var Etienne Marcel’e yuruyerek 5 dakika filan, orada da enteresan seyler bulabilirsiniz sanki var gibiydi hehe. Marais yine ayrica cilgin bir yer, yine bir suru adini sanini bilmediginiz magaza karsinizda ve hepsi muthis! Bir de son gunlerde Bastille’e gittik orada Roquette diye bir sokak var, gothic giyimi seviyorsaniz harika magazalar vardi! Yani kendimi zor tuttum desem yeridir 🙂 Bundan 5 – 6 sene once oralari gorsem herhalde magazalari tumden satin alirdim… Nitekim beni dinleyin ve ozellikle Marais, Etienne Marcel ve Bastille’e ugrayin…

DISNEYLAND

Disneyland’i ayri bir baslik halinde yazmadan edemedim, nitekim benim icin onemi buyuk beni gecin Paris icin de onemi buyuk. Bir suru turist sirf bu yuzden bile akin akin Paris seyahati gerceklestiriyor. Buyuk bir kismi Disneyladn yakinindaki otellerde kaliyor ki bence sacma zaten sehirden 1 saate RER ile orada olabiliyorsunuz. Deli gibi her seye binmedim tabii ama size The Twilight Zone tower of Terror, Rock ‘n’ Roller Coaster starring Aerosmith, Big Thunder Mountain, Indiana Jones and the Temple Peril tavsiye edeceklerim arasinda. Armageddon filmi ile ilgili bidi bididan ise siddetle kacin, sacma… Neyse ben 10 sayfa yazarim simdi burayla ilgili, her seyi uzun uzun anlatirim… Kesinlikle Paris’e giderseniz gidin. Hatte beni de cagirin ben de geleyim sizinle hehe…

EIFFEL TOWER

Ve Paris’in simgesi Eiffel Tower… Tepesine cikar misiniz bilmem ama gidip sadece altinda durup yukariya bakmak bile insanin basini donduruyor. Yine burayla ilgili de yazmistim o yuzden lafi uzatmayacagim… BURADAN buyrun.

MERAK ETTIKLERIM…

  • Bize binlerce sokak hayvani varken orada yok. Nasil beceriyorlar? Demek ki beceriliyor dimi?
  • Hemen hemen butun mekanlardaki garsonlar nasil bu kadar guler yuzluydu? Demek ki olabiliyormus… Isini sevmekten ziyade isi oldugu icin sevinmekti bir cogununki…
  • Neden Avrupa’da bizdeki kadar cok son model araba yok? Yoksa bizim refah duzeyimiz daha cok mu tavan yapmis durumda? Ya da Avrupali’lar cok mu kotu durumda? (Bir gun benim ulkem de anlayacak…)
  • Nasil oluyor da herkes super giyiniyor? Bizdeki gibi “bir ornek” surulerinden mevcut degil… Gelen Rus turistler ve dogulular disinda rukus yoktu oyle diyeyim…
  • Hicbir alisveris merkezinde, hicbir toplu alanda metal dedektorleri, acayip aramalar yok. Elini kolunu sallayarak giriyorsun. Valla kendini hic guvensiz de hissetmiyorsun. Oyle bir asmislik…
  • Ve bidi bidi bidi… (daha bircok sey)

TESEKKURLER…

  • Murat: Onunla her sey keyifli ama kendisiyle seyahat etmek ayri bir keyif. Binlerce tesekkur 🙂
  • Redha, David, Isabelle, Ilanith…
  • Erinc: Uluslararasi bidi bidilarimi cektigi icin.
  • Anne: O da bidi bidilarimi cekti. Bir de cok aradim onu, sikilmadan acti telefonu hehe.
  • Susu: Skype’ta tum sirinligini sergiledigi icin. Ve onu son siraya koymama ragmen henuz bu durumu anlamadigindan dolayi bana trip atamayacagi icin :p

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s