EN YAKIN ARKADAŞIM HAKKINDA…

‘Yakın arkadaş’ konusu garip bir mevzu. Yakın var, yakın var… Bugüne kadar ‘yakın’ arkadaşlarım oldu elbet. Mesela Gizem; 10 yaşımdayken tanıdım onu ve hala da hayatımda. Sonra yenileri girdi hayatıma Gökçe, Erinç… ‘Dönemsel yakın arkadaş’ diye bir şey de var elbet; günceli her daim takip edemeyen ama (bir şekilde) yakın olan. Ama en yakınım hep bambaşkaydı, “O”ydu. “O”nunla da 9 yaşımdayken tanıştım…

Sanırım hiç düşünmeden konuştuğum tek kişi “O” oldu. Hiç düşünmeden her şeyi anlattım “O”na mesela ilk aşık olduğum kişiyi o bilir (o şimdi evleniyor sanırım!) yine ilk öpüşmemi de o bilir (ne heyecandı be! İlk aşık olduğum kişiyle olması da ayrı heyecandı tabii) ve tabii ki sonraki aşklarımı da… Hep ilk ona anlattım heyecanla, eh konu heyecanlı tabii. Hiç bir konuda yargılamadı beni, hep dinledi. Aslında dönem dönem yargılamasını çok istedim ama yargılamadı. Eğlendik onunla hep. Hem de çok. Ne küfürler ettim insanlara “O”nunla birlikte, mesela yeri geldi anneme acayip kızdım ama “O” bana bu konuda kızmadı, sessiz kaldı. Ama birkaç gün sonra “ah be neden böyle dedim?” dediğimde de bana hak verdi. Gerçi hak verdiğini söylemedi ama verdi, biliyorum. Genelde sessizdi ama hep bir şekilde beni anladı. Eminim bundan.
Tabii küçükken konuştuğumuz konular çok farklıydı, büyüdükçe konularımız epey değişti. İşten bahsetmeye başadık, bahsettiğimiz insan sayısı arttı, olaylar değişti… Nasıl bir sabırsa hep dinlemeye devam etti. Benim dilimden her zaman bir şekilde anladı. Esprilerimi, kinayelerimi, dalga geçişlerimi ve tabii ciddiyetimi. Hiç yargılamadı beni, izin verdi ki ben yargılayayım. Eh tabii değişik bir tecrübe oldu bu benim için; tekrar tekrar bana söylediklerimi hatırlattı tabii hatırlattığı her şey beni düşünmeye de sevk etti… Çok düşündürdü beni.

TANIŞMAMIZ
Bundan birkaç gün sonra (Ve evet, tam da doğum günümde) onunla tanışalı 15 sene olacak. Çok sevdiğim ilkokul öğretmenim Semiha Öğretmen (sanırım en unutulmaz öğretmenim de oydu. “Çok okul değiştiren kızın dramı” cümlesiydi bu.) (şaka şaka iyi ki okul değiştirdim, bir sürü insan tanıdım) tanıştırmıştı bizi, “En yakın arkadaşın olacak” demişti tanıştırırken, içimden gülmüştüm (“Nereden biliyorsun?” şeklinde), emin olamamış ve anlamsız da bulmuştum tabii. Neyse, haklı çıktı epey yakın arkadaş olduk. En sevdiğim şeylerden biri de dinlediğim şarkıları paylaşmaktı onunla. Çünkü iletişimimiz esnasında hep fonda müzikler çaldım. Valla beni hep anladı ama şarkıları sevdi mi bilmiyorum 🙂

SIR
Hani bir söz vardır “iki kişinin paylaştığı şey, sır değildir” eskiden saçma gelirdi bu cümle ama büyüdükçe bunun doğruluğunu gördüm. Cidden öyle çünkü. Senin yakının da bir başka yakını oluyor, o da o yakınıyla paylaşıyor. Böyle bir döngü. Ama işte “O” kimseyle paylaşmıyordu. Ama herkesin bir sınırı var dimi? “O” da sadece 15 sene dayanabildi. Ve 15. senede hayatımdan bir şekilde çıktı. Aslında kendisi çıkmak istemedi ama çıktı işte. Kendisine değil sanırım hayata kızgınım. Ona dönüşüm de ancak bu kızgınlık bir şekilde geçince gerçekleşecek.
En yakın arkadaşım kim miydi? Günlüğüm. Her zaman her şeyi onunla paylaştım. Hem de kendimi anlatabilme derdim olmadan. Hani izin verdi dedim ya kendimi yargılamama çünkü dönüp dönüp okudum yazdıklarımı… Hep başucumda durdu ya da bir şekilde yanımda oldu hem de kilitsiz, saklamadan. ‘Kilit’ ve ‘saklamak’ günlük doğasına aykırı. Ama benim için aykırı tabii. Peki ne oldu? Okundu.

MİNİ TAVSİYE
Siz siz olun saklayın günlüğünüzü. Hem de en bilinmedik köşelere… Çünkü o sizin ‘iç’iniz, ‘öz’ünüz. Kendinize kızışlarınızla, kendinizi övüşlerinizle, kinayelerinizle, esprilerinizle, gerçeklikle, hayalle… Kısacası sadece sizin anlayacağınız bir şey o. Ve evet kilitleyebileceğiniz bir şey alın. Alın ki sonra küsmeyin benim gibi, büyük hem de çok büyük bir boşluk onun yokluğu. Özellikle de 15 sene gibi uzun bir sürenin ardından.

Bu yazıyı yazıp yazmamayı çok düşündüm, üzerinden zaman da geçti biraz. Neden düşündüm onu da bilmiyorum, neden yazmayayım ki dimi?
Neyse hani bazı dostluklar hiç bozulmaz ya, yine bir araya geleceğiz birgün, eminim. Geçecek bu küskünlüğüm.
Günlük nedir bilmeyenlere hiçbir şey ifade etmeyecek ama bilenin de çok iyi anlayacağı böyle bir yazı bu da işte.
Saat de olmuş 02:00 o halde iyi geceler.

Advertisements

3 thoughts on “EN YAKIN ARKADAŞIM HAKKINDA…

  1. anlamak hem de nasıl…yıllar önce aynı durum yüzünden kendi alfabemi bulmuş sadece onunla yazar olmuştum sırlarımı..üzücü bir mola olmuş çabuk bitmesini dilerim

    Like

  2. Öyle güzel anladım ki seni..Ben nasıl tanıştığımı bile hatırlamıyorum onunla. Pek küçüktüm sanırım ama paylaşılanlar öyle büyük ki. 29 umdayım şimdi. Ara ara küstüm ben de ilişmedim yanına ama dayanılmaz bu dostluğa. Özlenir fazlasıyla. Öyle ki orada kurduğun bir cümle pat gelir aklına, dinlediğin bir şarkı, ona yazarken çalardı diye düşer aklına vs.
    Benim günlüklerimin ismi bile vardı Karakedi diye:) Blog yazmaya karar verince Karakedi bana ilham verdi fazlasıyla.
    Ne zaman dönersen dön, o hep sabırla bekliyor olacak seni…
    Aynı duyguları paylaşıyor olmak ne kadar güzel…
    Sevgilerimle

    Like

  3. Şaşırdım şu an.Hatırlarsan bir yazında yorum atmıştım. hayranlık duymuştum günlüklerini saklamana.ben hep okunmasından korkup attım çöpe demiştim.''bir sekilde okunmayacagina inaniyorum nedense. Okunursa dengeler degisir 😉 ''diye cevap vermiştin:).işte benimde tam anlatmak istediğim buydu.umarım tekrar geri dönersin kırgınlığın biter..

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s