2013 DİLEKLERİ

Evet 1 yılı daha bitiriyoruz. Bu sefer çok da içimden gelmese de yine dileklerimi paylaşayım dedim. Madem ritüel, madem hep bir yapıverdim bu olayı yine yapayım dimi? Gerçekleşen dileklerim yine oldu, olmadı değilde ilk defa bir yıldan pek randıman alamadım. Yalnız tam bu cümleyi yazarken düşündüm de bir sürü de güzel şey de oldu, iyi gelişmeler vs. Benim içimde henüz kaynağı tükenmemiş gülen bir yaratık var 🙂 Ama işte insan hep kötüyü alır ya. Almamak lazım. (Burada Hendrick’s’e teşekkürler) Yine hep devam etsin istediklerim ile başlıyor ardından da devam ediyorum…

Hep tekrar etsin istediklerim…
– Oncelikle herkesin saglikli ve mutlu olmasi.
– Susu’nun daha da saglikli olmasi.

– Sevdiklerimin mutlu olmasi (baskalari da olsun tabii, herkes olsun)

– Hayatimi guzel kilan seylerin bozulmamasi. En zoru bu sanirim ki bu yil ne kadar zor oldugunu daha net gormus oldum, net ötesi hatta. Iste hayatin kabullenemedigimiz kismi da bu. Belki kabullenebilirsek daha iyi olur. 

Ve dilekler…
– Geçen sene de dilemiştim bu sene tekrar diliyorum. Çok şeker bir kuçum olsun. Bence bunu hakeden uslulukta bir kız çocuğuyum(!). Hatta her sene biraz daha yıldızımın barıştığını düşünecek olursak kedi de olur. Ama bir tırmalama sonucu hemen başka sahip bulurum, acımam. Kuçu ısırabilir bile, sıkıntı yok.
– Her sene bir takım kurslar/eğitimler almak istediğimden bahsederim. Kah fotoğrafçılık, kah şarap eğitimi, kah kendimi İtalyan mutfağında kaybetmeler… Bu sene bunları istemiyorum da (ucundan azıcık istiyorum) başka bir şey istiyorum. Ne olduğunu da yazmayacağım. O kurs/eğitim kendini biliyor.
– Bu sene gitmeyi hayal ettiğim birçok yer vardı. Birkaç ülkenin birkaç güzel şehri. Gidemedim. Yine diliyorum o yüzden. Muhtemelen yaşadığım sürece de bitmeyecek bu istek. Çünkü ben aslında dünyayı gezmek istiyorum. Şaşıtıcı bir istek olmasa gerek? Birçok insan gibi 🙂
– Spora devam! Artık vücudumun error verdiğini hissediyorum 🙂
– Ve tabii “Music is my life!” beni her türlü ayakta tutan yegane şey bile olabilir. Başlı başına yaşamasa da yaşayan bir şey müzik. Ama müzik öyle değil 🙂 Müzikle ciddi düşünüyoruz! Bu arada 2013’te müzikle ilgili bir takım başka düşüncelerim de var. Ufaktan harekete geçmiş olsam da henüz düşünce aşamasında sayılır.
– Kesinlikle yeni yaşıma güzel girmek! Ben her ne kadar batıl inançları olan bir insan olmasam da yılbaşı ve doğum günü mühim şeyler benim için. O yüzdendir ki güzel, mutlu, gülerek, sevdiklerimle (yanımda olsalar da olmasalar da) girmem gerekiyor yeni yaşıma. 
– Çok acayip ama gitmeyi de diliyorum ben. Bazen diyorum, sıfırdan bambaşka bir yerde…
– En önemlisi de mutlu ve sağlıklı bir yıl diliyorum. Bir de heyecanlı olsun. 
– Bir de, bir şey daha diliyorum. Kocaman bir şey. Ama ne demişler “make a wish and place it in your heart”. Dileğimi tuttum. Yazın Ören’deyken yıldız kaymıştı, o an dilemiştim. İşte o. Yıldız kaydığında tutulan dileklere inanmasam da büyülü bir andı. 

Yılın Dersi…
Düşündüğün gibi olmadığını görüyorsun bazen. Hayatına yeni insanlar giriyor, bazıları çıkıyor. O noktada anlıyorsun ki kimse kalıcı değil. O noktada sınırlar çizmeye başlıyorsun. Bazen çok yanlış bir insana bir şekilde çok güveniyor ve içini açıyorsun hem de sonunda kötü olacağını bile bile ama sonra kendini rahatlatıyorsun “öyle gerekti demek ki” diyerek. 
Kırıyorsun, hatta paramparça ediyorsun. Kırılıyorsun, kimsenin umrunda olmuyor. Kırdığın için kırılıyor, kendine zarar veriyorsun. Ama günün sonunda anlıyorsun ki “aman boş!” diyemeyecek kadar gerçek hepsi.
Büyüyorsun elinde olmadan, büyümeyi kabul etmediğin için yoruluyorsun (bkz. adaptasyon sorunu) Daralıyorsun, daralıyorsun, daralıyorsun… Sonra bir müzik dinliyorsun, sözlerine takılıyorsun ve siliyor birçok şeyi ve belki de bir melodi.
Bazen sen almasan da almamak için diretsen de hayatına birileri giriyor. Sonra bakıyorsun ki aslında hayatına giren herkesin bir misyonu var. Bir noktada bilseler de bilmeseler de sana iyi geliyor, sana destek oluyorlar. Sonra seviyorsun, çok seviyorsun ama mini tecrübelerden “ne zaman?” sorusu doğuyor, “gitmiyor musun yahu?” Benim için o soru 3 saniye sürüyor ama anı yaşamayı seviyorum sanırım. Buna kafa yorarak vaktimi geçiremem. Geçirilmeyecek kadar değerli.
Çok sevdiğin birini kaybediyorsun. Avuçlarından kayıp gidiyor. Belki gitmesi gerekiyor, belki de esas senin gitmen gerekiyor. Tutmak istiyorsun ama tutacak gücün olmuyor. Ama sonu tek kelime: kayıp. Alışamıyorsun,  zaman gerekiyor. Hani zaman her şeyin ilacı ya; benim her zaman “ya biraz daha yavaş geçse” dediğim zaman. O yüzden alışmak zaman alıyor belki de.
Acayip güzel şeyler oluyor, havalara uçuyorsun, koşup biriyle paylaşmak istiyorsun. Eh paylaşıyorsun da ama herkeste bir bıkmışlık, bir mutsuzluk. Heyecanın pısss sönüyor. Sonra zaten kendi kendine kutlamalar, kendi kendine “yihhuuu!”lar. Amaç sevinmek mi? Al sana sevinmek 🙂
Kalbin çarpıyor. Küt, küt, küt… İşte bunlar hep yaşamak. Ve ben yaşamayı seviyorum ya 🙂
İşte bunlar hep heyecan…
İşte bunlar hep manyaklık…
İşte bunlar hep iyilik, güzellik…

Geçen sene “Yılın Dersi”ne yazdığım ilginçmiş, paylaşmadan edemeyeceğim… 
Ben hicbir zaman buyumek istemedim. Hala da istemiyorum ama buyuyoruz iste. Maalesef ki buyuyoruz… Bu noktada mor ve otesi’nden alinti yapmak istiyorum; “Zaman gecer buyuruz, sertlesir dunya…” Bazen dunyanin bu sertligi bana agir geliyor… Hem de cok… “Yalniz sana mi?” diyenleriniz olacaktir okurken. Yalniz olmadiginiza sevinin en azindan…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s