ALMAN HASTANESİ REZALETİ

Hastane dediğin şey zaten sevimli değildir. Sevgi dolu dakikalar için ya da mutlu olmak için gitmezsin oraya. Dün de öyle bir gündü, bir sebepten birkaç saatimi hastanede geçirmem gerekti. Asmalımescid’de olduğumdan en yakın Alman Hastanesi diye (ki Cihangir’de yaşadığım dönemlere başım ağrısa oraya giderdim, ziyaret etmişliğim çok anlayacağınız) oraya gideyim dedim.

ACİL SERVİS
Ve acil servisin kapısından girdim, şansa tanıdık doktora denk geldim. Ah, vah, derken bir yandan da kahkaha atarken neyse serumlar takıldı, kanlar alındı her şey klasik hastane muhabbeti. Sonra iş ultrason ve idrar tahliline geldi…

PİSLİK İÇİNDE YÜZEN HASTANE
Bir hasta bakıcı beni tekerlekli sandalye ile ultrason odasına indirmek istedi, tabii ben “yürürüm” dedim, kendimi daha da hasta hissetmemek için. Neyse gittik, odanın halini görmelisiniz! Tek kelime ile rezalet. Pislik içinde her yerde peçeteler, sedyemsi şey berbat. “Buyrun” dedi hastabakıcı “oturabilirsiniz” dalga geçiyordu herhalde. Çıktım gittim başka bir yerde oturdum ve temizlemelerini söyledim. Neyse berbat koşullarda çekilen ultrason sonrası sıra idrar tahliline geldi. Elime tutuşturulan o minik kutucuk ile tuvalete girdim. Tuvalet kağıdı yok, tuvaletin içinden çok kenarlarına işenmiş zaten. Yerler üstü boklu peçetelerle dolu. Keşke yanımda telefonum olsaydı da çekip koysaydım o rezaleti şuraya!

VE SONRA…
Suratım takdir edersiniz ki beş karış. Ve tekelekli sandalyeyi kabul etmesem de hastayım. Hasta bakıcı ile yürümeye başladık. O kadar eminim ki ters yöne gittiğimizden (evet, hastanenin içini o kadar iyi biliyorum) biraz sonra “nereye gidiyoruz?” dedim. Resmen beni o halde laboratuvara yürütüyormuş adam idrarı teslim etmek için. O noktada bende şalterler attı. Tek başıma yukarı çıkıp sevmediğim birşey de olsa büyük arıza çıkardım.

SUPERVISOR İLE GÖRÜŞME…
Daha sonra ben hala yatarken supervisor yanıma uğradı. Kendisine anlattım bir bir, çok da tatlı biriydi. Ama özrü bu kabahatten beterdi. Özrü şu, yeni bir temizlik şirketi ile anlaşılmış dışardan ve pek iyi değilmiş. Bu mudur? ‘Biz’ ve ‘onlar’ şeklinde ikiye ayırdı hatta, “Biz şöyleydik ama onlar böyle bla bla” O noktada artık halim kalmadı dert anlatmaya.  Tek bir gerçek var o da oranın özel bir hastane oluşu ve yılların Alman Hastanesi oluşu. Umarım bir daha gerekmez ama gerekirse de Alman Hastanesi son seçeneklerimden olacak. Zaten hiçbir zaman ilk tercihim olmadı. Yakın oluşuydu dünkü gidişim de.

Öyle altın varaklarla, abartılı koltuklarla olmuyor o iş. Sağlık bu… Hijyen lazım, bakım lazım. Yazık.
Zaten 19 Temmuz’da Twitter’da aşağıdaki fotoğrafı paylaşmıştım… Tıbbi Atık Deposu vs. hastaneye gelen sebze & meyveler… Gerisini siz düşünün artık.

Advertisements

One thought on “ALMAN HASTANESİ REZALETİ

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s