40 SAATTE NE YAPILIR?

Ben & Müjde
Geçirdiğim 40 saatin ardından neler yapılmaz ki diyebilirim aslında. Cuma sabah 8’de başlayan gün Cumartesi gece 00:00’da son buldu. Gerçi bu satırları size 01:48’te yazıyor oluşum hala günün bitmediğine işaret. Annemle geçirdiğim güzel bir sabah ve öğlenin ardından Taksim’de mini mini işler peşindeydim. Önümüzdeki günlerde duyarsınız diye düşünüyorum. Ardından Kaktüs, Gedikli, Narpera şeklinde başlayan gece Roxy’deki Nadir & Doğan & Mehmet’in DJ’lik yaptığı Nfight Club ile devam etti.
Nfight Club’dan Notcuklar…
Doğan & Nadir & Mehmet
  • Değişik arkadaş gruplarını bir araye getirme özelliğim ile Müjde, Zeynep, Zeynep (evet 2 Zeynep), Gülce, İrem, Dilara, Güray, Cansu, Caner, Başak, ve sonradan aramıza katılan Burak şeklinde herkesin bireysel takıldığı kalabalıkça bir ekiptik.
  • Kim ne çaldı pek hakim değilim ama çalınan bütün parçalar pek güzeldi bence.
  • Bir ara Güneş gitarıyla sahneye çıkarak Doğan’a eşlik etti ve Depeche Mode’dan ‘Enjoy The Silence’ söylediler.
  • Ardından benim çok sevdiğim bir diğer parçayı Nadir & Doğan & Mehmet üçlüsü söyledi, Lykke Li’den ‘I Follow Rivers’.
  • “Parti nasıl geçer?” diye soran birçok arkadaşıma “çok kalabalık (ama kıpırdanmayan versiyondan bahsediyorum) ve ağırlıklı kızlardan oluşan bir kitle olur” diyordum. Aksine kadın & erkek eşitti ve en güzeli de insan gibi hareket edebiliyorduk içeride.
  • Sadece 1 – 2 kere öne gidip sahneye baktım ve sahne tarafından insanlara. Nadir & Doğan & Mehmet çalarken, insanlar da çalınanlardan epey mutlu gibiydi. “Geldik de n’oldu?” ifadesi yoktu kimsede.

Parti sonrası herkes “Yan Yan Yan” dedi. Ben “No no no” dedim. Ama çoğunluk kazandı ve bana da uyum sağlamak düştü. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Güldük, eğlendik, neredeyse Yan’ı kapadık ve mekandan çıktık. Çıktığımızda güneş doğmuş, kuşlar filan ötüyordu. Benim için tam bir kabustu sanki zamanda atladık, bir şey oldu. Müjde’yle bir müddet dehşet içinde kaldık. 10’da uçağı olan Gülce (kendini bizden erken kurtaran yeni tanıştığım cici insan), açlıktan ölen Müjde, Zeynep M., ben ve “bunlar delirmiş” diye bakan ve belki de kendi de deliren Güray eşliğinde ve benim “eh madem açız bence kahvaltı edelim” demem sonucunda sabahın 7’sinde Rumeli Hisarı’ndaydık.

Rumeli Hisarı sabah harikaydı elbet

TANRILAR ÇILDIRMIŞ OLMALI
Sıfır uyku ama ayıptır söylemesi öküz gibi yediğimiz bir kahvaltı. Sonra Müjde, Zeynep M. ve ben 9 civarı, yani güne başlamamız gereken saatte mışıl mışıl uykuya daldık. Ve evet, 11’de uyandım! Yine Rumeli Hisarı’na gidip ikinci kahvaltımızı ettik Müjde’yle. Yemelere doyamayıyorduk adeta. 6 civarı olaysız dağılmak üzere ayrıldık Zeynep S. ile buluşup bir çay içip eve dönecek ve sonsuz uykuya dalacaktım ki Zeynep S. “ya birer duble rakı mı içsek?” dedi. Bir anda mezeler bizimleydi. Ve hala uykum yok desem? Oldu mu saat 02:13?
Zeynep ile Efe 🙂
Notcuklar…
  • Hiçbir arkadaşım normal olmadığı için her geçen gün daha mutlu oluyorum.
  • Bir sürü “arkadaşımın arkadaşı” ile tanıştım dün. Hepsi de tatlı insanlardı.
  • Sabahın 6’sında son ses Gripin – Böyle Kahpedir Dünya dinlediğimiz doğrudur. Yetmedi bağırarak söyledik de… Vine’ımı takip edenler mini bir video ile karşılaşabilir.
  • Kale Café’nin kavaltısı cidden çok iyi ya. Düşünün yani bir günde iki kahvaltı ettik, o derece.
  • Sabah uyandığımda yaptığım ilk şey bardak kırmak oldu. Hayata küstüm tahmin edersiniz ki… Ama ben bir sakarım.
  • Müjde ve Zeynep M. ile bir Harlem Shake videosu çektik ki evlere şenlik. Çok üzülüyorum sizlerle paylaşmadığım için ama bu kadarını da kendimize yapmayayım.
  • Video çektiğimiz esnada, kırdığım bardaktan kalan son cam parçasının Zeynep’in ayağına girdiği ve ayağından cımbızla resmen bir cam parçası çıkardığı da doğrudur. Ben hastaneye giderdim, Zeynep ise sadece “bir şey yok ya” cümlesinde kaldı.
  • Bugün Cansu’nun bana baktığı kahve falı çıkarsa ben blog’a yazı mazı yazmam artık, kaybolurum söyleyeyim.
  • Ve şu an aniden uykum geldiği de doğrudur saat oldu 02:25.
  • Dün post bile edemedim. Sabah 7’de uyandım ama, acelem var ya. Tabakhane ve b*k dediğimiz olay.
Advertisements

3 thoughts on “40 SAATTE NE YAPILIR?

  1. “Çıktığımızda güneş doğmuş, kuşlar filan ötüyordu. Benim için tam bir kabustu sanki zamanda atladık, bir şey oldu. Müjde’yle bir müddet dehşet içinde kaldık.” (Şairin, tanımadığı insanların twitter'ına takılıp laf giydirmecelik hevesi hissediliyor idi “atedağ” buram buram…)

    Like

  2. Merakla beklenen cevap hakkımı kullanıyorum 🙂 Hafif mi ağır mı saçmalamış olduğumu görmek için yaptım, ağır saçmalamaşım. He bi de, ben pek seviyor sizi. “Atedağ” evet, sevdiğimiz bir dağımız, dağlarımız 🙂

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s