ÜTOPYA GERÇEK OLDU (ama) BU DAHA BAŞLANGIÇ

Hayat ne garip bir hal aldı; eskiyi özlemediğimiz, varolanla yetinemediğimiz ve bir şeyler beklediğimiz bir hal. Artık hep söyler olduk ama tekrar etmekte fayda var: “bu daha başlangıç mücadeleye devam”.

ÜTOPYA…
En son 4 Haziran’da yazmıştım yaşadıklarımı, yaşadıklarımızı. Neler oldu, neler değişti… Polis çekildi bir ara ve parka dokunmadı. Gülümseyen insanlarla dolu, kimsenin bir yere ayrılmadığı, yardımlaşmanın, sevginin başrolde olduğu günler geçirdik parkta. ‘O’ çıktı konuştu biz daha da inandık mücadelemizin doğruluğuna, gerçekliğine. Her gün bir öncekinden daha kenetlenilen, daha anlamlı ve daha da gerçekoldu her şey.

ASLINDA HİÇ YOKLARDI…
Medyanın ne kadar olmadığını, olamadığını gördük. Medya penguenleri yayınladı, biz gerçreği. Medya özür diledi ama biz gerçek açıklama bekledik. Geldi mi? Gelmedi… “Polis yoruldu” dediler, biz biyoniğiz ya… “Polis yaralandı” dediler, biz son derece korunaklıyız ya… Ve kışkırtmak için ellerinden geleni yaptılar ama insanlar el ele tutuşup “Provokasyona gelmeyin, polisle çatışmayın” diye bağırdılar. Parkta epey yaşlı birinin elinde “Tek silahım çapulcu yüreyim” pankartını gördüğümde bir kez daha doğruyuz dedim. çArşı’yı tanımış olduk, terörist ilan edildiler. Redhack ile daha yakından tanıştık, terörist ilan edildiler. Onlar da gerçekti. Yediğimiz gazların sonrasında yaratacağı etkileri sorduk, cevap alamadık. Tencere-tava çalınmasına ses kirliliği dediler, ses bombasına boğdular. Camiiye ayakkabı ile girmek dediler, içki dediler, olmayan o kadar çok şey söylediler ki…
Günlük aksesuarlarımız maske, deniz gözlüğü, baret oldu bunu gören polis gözaltılara doyamadı.

Son derece sabırlı ve sakin bir şekilde hareket edildi hep. Parkın ruhu gerçekti. Meydanda toplandı binlerce kişi; İzmir, Ankara, Hatay, Eskişehir ve daha nice şehir için tek yürek olundu. Ve tabii diğer şehirler de İstanbul için. Polis müdahale etmediği sürece ne olay çıktı ne de başka bir şey. Ama bu süreçte başbakan “ulusa sesleniş”te değil “ulusa tersleniş”te bulundu hep. Halkı ikiye böldü. Yetmedi parçalara ayırdı. Avukatlar gözaltına alındı…

11 Haziran’da yine müdahale başladı ve Vali Mutlu, mutlu ve net bir şekilde herkesi eve dönmeye davet etti. Ve ekledi “can güvenlğini garanti edemeyiz”. Sebep, az (!) sayıdaki çevreciler dışındaki herkesin terörist oluşuydu. Ve o akşam sayısız biber gazı ile meydanı darmaduman ettiler. Yine o gece saat 2 civarı Sıraselviler’de 7-8 kişiydik. Biber gazı üstü ses bombası atmaya başladılar. Kafamın dibinde kıvılcımını gördüğüm bir ses bombası! Ortada hiçbir şey yokken… Orantısız güç? Oh no!

Ve 15 Haziran’da Gezi Parkı’na inanılmaz bir biçimde girdi polis. Herkesi dışarı çıkardılar. Biber gazı, toma… Ve işte o akşam tüm Türkiye sokaklara döküldü… Revire gazlı, hastaneye tomalı müdahaleler canımızı yaktı. İnsanlık dışıydı her şey.
16 Haziran’da sayısız gözaltı başladı. Hatta son dakikada bir diğer direnişçi sayesinde polisin elinden kurtuldum diyebilirim… 7-8 tane polisin tek bir adamı tekme tokat dövüşünü hiçbir şey yapamadan gözüm yaşlı seyrettim.
Ve ardından eli sopalı, bıçaklı insanlar sokaklara döküldü… Toma suyu öldürmüyor, biber gazı sonrası biliyoruz ki tekrar nefes alıyoruz ama eli bıçaklı ve sopalı insanlara kaşrı hiçbir şey yapamayız. Konu dışı, olay dışı, başka bir dünya…
22 Haziran’da olaylar devam etti… İstiklal Caddesi’nde ve Sıraselviler’de yine sert müdahale oldu.
Ve 6 Temmuz’da yine…

– İnsanlar öldü, insanlar yaralandı…
– Sadece canımız değil ruhumuz acıdı. 
– Tam “şimdi?”deyken #durandam çıkageldi… Durduk…
– “Dış mihraklar” dediler. CIA’in parmağı olduğuna inandılar. En azından bir kesimi inandırmaya çalıştılar.
– Orantısız (!) yalan söylediler. Kendileri söyleyip kendileri inandılar.
– 2 gün boyunca Taksim Meydanı’nda yabancı bir sanatçı tarafından piyano çalındı. ‘Imagine’ dedik hep beraber. Çalan kişinin piyanosu gözaltına (!) alındı.
– Polisler gaz attı, bizler karanfil. Faiz lobisi oldu mu sana karanfil lobisi…
– Halkın olan park da Taksim Meydanı da ve hatta zaman zaman İstiklal Caddesi de halka kapatıldı.
– Bazen polis sadece durdu. Onlar durunca olay da olmadı.
– Ouokl
– Ve bir at koştu.

Yaşattıkları psikolojik ve fiziksel şiddetin bedelini elbet ödeyecekler.
#direngezi diyorduk ama aslında #direntürkiye artık… Ve bu daha başlangıç, mücadeleye devam…
Her şey bir yana bu tarihi sürece tanıklık etmenin keyfi ve gururu bir başka.

Bakalım yarın bizleri neler bekliyor?

HALA İZLEMEYEN VARSA BUYRUN “CAMİİDE SEKS” VİDEOSU…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s