HAYAT MASALSI

Hayat öyle ya da böyle masalsı işte. Bazen bilinçli ya da bilinçsiz o ayakkabıyı bir yerlerde unutuyorsunuz. Bazen yememeniz gereken zehirli elmayı bilerek yiyorsunuz. Bazen ormandaki kurt bir sevdiğinizi yemeden siz onu yiyorsunuz. Bazen bir ‘çirkin’ini, hayatını ‘güzel’ geçirsin diye öpüyorsunuz. “Ayna ayna söyle bana, en güzel kim bu dünyada” diyorsunuz ve ‘kim’ değil de ‘ne’ olduğunu anlıyorsunuz; dostluk. Ve ardından sihirli fasülyeye binip göğe yükseliyorsunuz, oradaki deve “Çak bir beşlik dostum” diyerek.

Hepimizin gün içinde -bazen de günlerce- sahip olduğu şeyleri unutup sahip olmak isteyip de olamadığı şeyleri düşündüğü zamanlar olmuyor değil. Misal ben çok yaparım. Yapmak istediğim çok ama çok şey var şu hayatta. Ama bazen bu düşünce o kadar manasız bir çukur haline geliyor ki. O yüzden ben bu “ah vah” seansını bırakıp da sahip olduklarıma sevinme aşamasına geçeli çok oldu. Ha hayal kurmuyor muyum? Hayal kurmaktan asla vazçemem 🙂 Neredeyse 7/24.

Dostluk denilen müessese gerçekten çok acayip. Geçen akşam çok yakın arkadaşlarımla erken bir doğum günü yemeği yedik. Onlar o esnada bilmiyordu ama ben yemek boyunca içimden ne kadar şanslı olduğumu düşündüm. Pastam geldi ve hayatımda ilk defa mum üflerken ağladım. Pastanın güzelliğine mi ağladım (yalnız hiçbir pasta bunu geçemeyecek sanırım) insanların güzelliğine mi ağladım bilmiyorum. Sanırım her ikisi de oldu.

Kimi yıllardır hayatımda olan kimi daha çok yeni hayatıma girmiş bir avuç insandık.
Bu bir avuç insan belki yine yıllar içerisinde birbirini tanımayan insanlara dönüşecek ve belki de bu bir avuç insan elde bastonları, bembeyaz olmuş saçları ile yine kalan bir avuç yeşillik içinde oturup bu günleri anacak.
Olası torunlarımız dinleyeceği hikayelerle sandalyelerden (belkide uçan sandalyeler!) düşecek.

Özetle; her ne olursa olsun hayat masalsı. Kötü bir cadı çıkagelse de, kırmızı elma burnunuza sokulsa da, o kurt amacına ulaşacak olsa da masalsı işte 🙂

Thanks to;
Zeynep & Burak
Zeynep & Lemi
Deniz & Kerem
Cansu & Caner
Sinem
Elif
Müjde
Nil
Emre

Not: Bu bir doğum günü yazısı değil, kesinlikle değil. İçimden geldi yazdım. O, bir gelenek olarak tabii ki sonra 🙂

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s