İSTANBUL FİLM FESTİVALİ KAPANIŞ PARTİSİ

Nil & Ben

Neredeyse Türkiye’de sinema komple +18 (!) olacakken bir yandan da “sinema ölmez” inancımızdan kopmayacağımız etkinlikler de olmuyor değil.
Bir yandan Türkiye sinemasının 100. Yılı’nın da kutlandığı kapanış partisi Martı İstanbul Hotel’de gerçekleşti. Ben de Nil’e Athena’dan araklamayı en sevdiğim kalıbı kullanarak “Sen de gel, güzel oluyor” dedim ve partinin yolunu tuttuk. Verilen güzel ödüller, sinemanın güzelliği, festivaldeki filmlerin birçoğunun harikalığı bir yana dursun -saygı sonsuz- ben size geceyi yazayım. Hatta madde madde olsun.

  • Genel olarak ‘eğlenmek’ bizde bir tabu. Bunu bir kez daha görmüş oldum. İlk 1 – 1,5 saat yaşanan, insanların aşırı kasıntı hali bunu bir kez daha gösterdi.
  • Henüz izlemediğim ve neden +18 geldiğini anlamadığım -saçmalıkta sınır tanımıyoruz- “İtirazım Var” filmi geceye damgasını vurdu diyebilirim. Birçok kişide “İtirazım Var” sticker’ları vardı. Tepkinin naifliği çok hoşuma gitti.
  • Doğa Rutkay ve Ali Sunal’ın DJ olma fikri bana ilk başta mantıksız gelirken sonradan ne kadar güzel ve eğlenceli müzik yaptıklarını görünce bu düşüncemden utandım. Tamam, belki bildiğimiz ve gelmiş geçmiş en popüler parçaları çaldılar ama eğlence bu işte. Gerçekten keyifliydi.
  • Yine Doğa & Ali ikilisi DJ’liğe başlayınca ve tabii insanlar da biraz rahatlamış olunca -thanks to alkol!- neyse ki dans ve hareket başladı. Yine de eğlenmeyi bilmiyoruz, çok net.
  • Sigara içilen dışarıdaki bölüm her zaman olduğu gibi iç mekandan daha popülerdi. Toplu olarak sigarayı mı bıraksak ne yapsak acaba?
  • Ben, Martı veya değil bir otelin kapanış partisi için yanlış bir seçim olduğunu düşünüyorum. İnsan bir otelin halı ile kaplı balo salonunda lise mezuniyeti hissinden öteye gidemiyor. Ne bileyim The Hall gibi, hala varolsaydı Ghetto gibi bir mekan çok daha yerinde olurdu.
  • İkramlar, insanların şık olacağım diye çıldırmamış olması, yine insanların güleryüzü, Anadolu Efes’in 27 yıllık desteği gecenin güzellikleriydi.
  • Geceye damga vuran bir diğer durum ise insanların selfie çılgınlığı oldu. Her yer selfie, her yere selfie! Hoş benim koyduğum fotoğraf da bir selfie ama birine göndermek maksatlıydı. Baktım geceden tek fotoğraf o mecbur onu kullandım bu yazıda.
  • Ben şahsım adına dans da ettim, eğlendim de. Ama zaten 7/24 öyle ya da böyle eğlenmeye programlı bir bünyem var, yapacak bir şey yok.

Özetle gidişatımız garip olduğundan ne olur bilinmez… Ama ne sinemamızı ne de hayatımızın güzelliklerini kaybetmeyiz umarım. İnsan ürkmüyor değil zaman zaman. Bazen bir sci-fi film bile çok daha mantıklı geliyor… Örümcek Adam bile gerçektir ama bu olanlar gerçek olamaz diyor insan. Kim bilir, belki Örümcek Adam bile bu kadar çok ağ (!) örmemiştir.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s