YÜRÜYORDUM BEYOĞLU’NDA

İpeksel minimal kahvaltı @ Aheste

Haftaiçi işe giden biri olmadığımdan günler karışabiliyor bende. Çalışan arkadaşlarımı baz alarak haftanın günlerine ayak uyduruyorum. Sakin sayılabilecek bir haftasonunun ardından Pazar öyle manasız erken uyandım ki (bkz. 8:45) dedim değişiklik olsun, Galata’da kahvaltı edeyim. Bu arada zannediyorum ki Pazartesi, neyse… Bu kısım konuyla alakasız.

GALATA’DA AHESTE
Taktım kulağıma iPod’u açtım Kings of Leon’dan ‘Beautiful War‘ı başladım yavaş yavaş yürümeye. Sizi bilmem ama çalan müzikle klipler çekerim ben yürürken etrafımda gördüklerimden, mutlaka bir uyum olur, takılacak bir şey bulurum. ‘Beautiful War’a bulamadım ilginç bir şekilde belki de benim kafamdadır klibi, neyse 😉
Galata‘da uzun zamandır duyduğum -1 yıl olmuş açılalı- Aheste‘ye gittim kahvaltıya. Son derece güzel ve şeker bir yer. Bir yandan gazete bir yandan kahvaltı derken epey zaman geçirdim orada. Kesinlikle tavsiye ederim. Ki daha detaylısı aşağıda.

Robinson’da üst kat hep bir huzurlu

ROBINSON’A UĞRAMADAN OLMUYOR, OLAMIYOR
Yine aldığım kitaplar bitti tabii. Haftada 2 ya da 3 kitabı illa ki bitiriyorum. Açıkcası kafamda almak adına planladığım sadece Chuck Palahniuk’un ‘Ninni’ kitabı vardı. Okumadığım birkaç kitabından biri ama baktım ki yok bir başka okumadığım kitabı olan ‘Günce’yi aldım. Yine çok sevdiğim yazarlardan Philip K. Dick’in ‘Palmer Eldritch’in 3 Stigmatası’ kitabını ve bir de geçen sefer alamadığım Jimi Hendrix‘in kendi notlarından oluşan ve hayatını anlatan kitabı aldım ki Twitter’da takip edenler zaten görmüşlerdir…

Neyse taktım iPod’u kulağıma tekrar Cihangir‘e dönüş yoluna geçtim. Sanırım 19 Mayıs tatilinden ötürü şehir ekstra boştu, çok seviyorum İstiklal Caddesi‘ni bu boş hali ile. Tabii ki Geyik‘e uğradım ve tabii ki millet uğradı ve akşam üstü rakısı öncesi kahvesel diyarlara geçiş yaptık. Bu arada akşam rakısı demişken, Abrakebabra‘ya gittik. Yalnız orayı bugüne kadar ayrıca yazmamış olmam da ilginç olmuş. Lezzetli minimal mezeler güzel, et yemeyen bendenize özel baharatlı istiridye mantarı ise dillere destandı.

 

TEKRAR AHESTE’DE FULL KAHVALTI
Sanırım içten içe Cihangir‘den sıkıldım ama çaktırmamaya çalışıyorum. O yüzden baktım Pazartesi de tatil bir kısım insan, dedim hadi Galata! Nil müsaitti bir tek, çıktık ve Aheste‘ye gittik. Sevdim ya orayı, sevdiğim herkesle paylaşmam lazım. Neyse ki Nil de bayıldı, eminim benim ekip de hastası olur. Lor peyniri üstüne muz ve çilek koymuşlar gerçekten harika bir karışım. Yine acılı kahvaltı sosları bir müthiş. Izgara yörük peyniri tam benlik. Her şey taze, her şey olması gereken lezzette. Kişi başı 50 TL‘ye tıkabasa dolmuş bir vaziyete çıkabilirsiniz. Ama önceki gün de 25 TL‘ye aynı şekilde son buldu kahvaltım. Artık yeme potansiyelinize göre 🙂

Yanımda Nil olduğundan iPod’sal olaylara girişmedim elbet ama kafamda hep The Beatles – Across The Universe çaldı, çok acayip.
Hayatımın büyük bir bölümünü yürüyerek, müzik dinleyerek, kitap okuyarak ve arada mola verip insanları izleyerek geçirebilirim. Bu dörtlüden inanılmaz keyif alıyorum. Şimdi yatağa kuruldum, kitapları çıkardım ki “ooo piti piti” işini dün Jimi Hendrix’in kitabını seçerek halletmiştim. Ama bitirirm birazdan ve hemen diğerlerine de başlarım.

Hello life! Have i told you lately that i love you?

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s