RED BULL WARM UP’IN ARDINDAN

Sapan

Ben ki deli gibi müzik dinler, yeni sanatçıları takip ederim. Mesleki deformasyon deyin ya da merak (gerçi son birkaç aydır salladım bu işi örtmenim!) Buna rağmen her zaman hepsini takip etmek, hepsinin canlı performansına da ayrıca şans vermek çok zor. Ki bu isimlerin büyük bir yüzdesi de İstanbul’dan çıkıyor…
Dönem dönem bu konuda kendi kendime dert yanarken, Red Bull Warm Up gibi önce web üzerinde başlayan, ardından yeni isimleri üniversitelilerle buluşturmayı hedefleyen gezici bir festivale dönüşen oluşumu sunmamı istediklerinde tabii ki “Tabii ki” dedim.
Projede ilgimi çeken iki ana madde vardı. Birincisi bir sürü yeni grubun canlı performansını izleyecek olmak. İkincisi de gruplarla yeni tanışan izleyicinin tepkisini gözlemlemek. Çünkü bir grubun albümünü dinlereyek başlayan aşk bir yana dursun, ilk kez konserde dinleyerek/izleyerek başlayan aşk her zaman bir başka olur… İşte bu sebeple Kocaeli ayağında olmasam da, İstanbul‘daki bir ayak da seller ve kıyametler sebebi ile iptal olsa da; Çanakkale, İstanbul ve Antalya‘da Red Bull Warm Up ile beraberdim.

15 Ekim Çanakkale 18 Mart Üniversitesi
İstanbul‘dan Çanakkale‘ye doğru sabahın köründe yola çıktık. Sevdiğim bir yoldur bu yol. Bir batıya gitme hissiyatı 🙂 Saat 18:00’de başlayan Warm Up‘ta; The Away Days, Yüzyüzeyken Konuşuruz ve Sapan yer aldı. Bir kere kitle çok iyiydi, hava da serin olmasına rağmen güzele yakındı.
Konserin açılışını yapan grup The Away Days oldu. Daha önce de izlediğim The Away Days‘e söylediğim tek bir şey var “Gidin buralardan”. Çünkü öyle güzel, öyle uluslararası, öyle herkese dokunabilecek bir müzik yapıyorlar ki, sonra buraya dönüp konser verecekleri zaman “Wöheee The Away Days” diye çığlık atacak insanlar olabilir, olacak da. Seviyoruz kendilerini ve umarım bu düzgün ve naif hallerinden de bir şey kaybetmezler.  Önümüzde birçok konserleri var. Birinden birini mutlaka yakalayın.
Ardından Sapan sahnedeki yerini aldı. Sakin müzik yapan bir grup. Fransızca şarkılarının da olması çok hoşuma gitti çünkü kendi adıma Fransızca şarkı konusunda garip köşelerim var. Ya çok kulak tırmalayıcı oluyor ya da çok güzel. Sapan‘ın Fransızca şarkıları ‘güzel’ kategorisine giriyor. Hatta keşke bütün şarkıları Fransızca olsa.
Ve son olarak gerçekten ama gerçekten hiçbir fikrim olmayan Yüzyüzeyken Konuşuruz sahnedeydi. Hiçbir fikrim olmayan derken, tabii ki bu iş için öğrendim kendilerini ama öncesinde duymamıştım ve bir fikrim yoktu. Ve 18 Mart‘lıların heyecanla onları beklemesine inanılmaz şaşırdım. Sadece beklemekle kalmadılar, bütün şarkılara eşlik de ettiler. Her ne kadar bana hitap eden bir müzik yapmasalar da (bkz. Büyük Ev Ablukada misali) belli ki zaman içinde çok daha fazla sevilecekler…

Bubituzak

21 Ekim İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi
İstanbul‘da gerçekleşen konsere katılım tam da düşündüğüm gibi diğerlerine nazaran düşüktü. Bunda “ne de olsa burada bir mekanda izleriz ya” ruh halinin de etkisi büyük. Ama sonra düşündüm de, ben üniversitede olsam ne yapardım? Kesin konsere katılırdım. Maksat eğlence. The Away Days ve Sapan yine Çanakkale konserlerinde anlattığım gibiydi. Gayet iyiler. Buradaki bir diğer konser Biz‘di. Biz, kurulduğu günden beri bildiğim ve takip ettiğim bir grup. Solistleri Mehmet, Blue Jean zamanlarımda birlikte çalıştığım bir isim. Pixies‘in ‘Where Is My Mind?’ına yaptıkları süper re-make ve diğer birçok şarkıları güzeldir. Daha önce hem Dream Tv‘de programımda ağırlamıştım hem de konserlerini izlemiştim. Fakat bu konser beni hayal kırıklığına uğrattı ki uzun aradan sonra izleyeceğim için mutluydum… Aynı sahnede diğer iki grup da konser verdiği için “teknik sorunlar” diyemiyorum. Biraz grupsaldı, biraz söyleyememek, biraz ruhen orada olamamak biraz da seyirci ile iletişim problemi. Bir yandan da ikinci albümlerinin kaydında oldukları için umarım kafa dağınıklığıdır demek istiyorum…

Gözyaşı Çetesi

22 Ekim Antalya Akdeniz Üniversitesi
Red Bull Warm Up‘ın son durağı Antalya oldu. Alpman and the Midnight Walkers, Gözyaşı Çetesi ve Bubituzak sahnedeydi. Alpman and the Midnight Walkers tamamen enstrümantal müzik yapan bir ekip. Normalde böyle durumlarda ben konserden kopar giderim ama bu sefer öyle olmadı. Çok başarılı, genç bir ekip.
Ardından Gözyaşı Çetesi sahnedeki yerini aldı. Çok duyduğum ama bir türlü canlı izlemeye fırsat bulamadığım bir gruptu. Tek kelime ile bayıldım. Müzik, sözler, ekip arasındaki uyum… Sanırım ilk fırsatta bir konserlerine gideceğim.
Ve son olarak sahnede Bubituzak vardı. Çilekeş‘i çok seven biri olarak yıllardır dağılmalarına söylenir dururum. Ama Görkem ve Ali‘nin Bubituzak girişimi de pek güzel. Onlar da bir yandan hem albüm kayıtlarında (6 şarkı bitmiş) hem de konserler veriyorlar. Şahsen ben sahne performanslarına bayıldım. Çilekeş zamanı da enerjik tavırlarına alışık olduğumuz Ali‘nin vokalist olarak da duruşu, hali, tavrı çok iyi. Gaye Su Akyol‘u da bir şarkıda sahnede ağırladılar. Fakat ne olsa beğenirsiniz? Aniden sağanak yağmur başladı. Grubun çalmaya devam ediyor olması bir yana, bir kısmı dağılmış olsa da yağmurun altında delicesine sıçrayarak konseri izlemeye devam eden kitle görülmeye değerdi. I love rock’n roll ya! 🙂

Red Bull Warm Up, genç isimleri ve yeni müzikleri desteklemesi bir yana, onları üniversitelilerle de buluşturarak cidden mükemmel bir misyon üstleniyor. Alternatif seslerin sessiz kalmaması gerektiğine inanan bir insanım. Sessiz kalışları genelde seslerinin çıkmamasından değil, seslerinin çıkması için gerekli koşulların sağlanmamasından kaynaklanıyor. Özetle, “daha nicelerine ve daha da güzellerine” diyorum.

Fotoğraflar: Sinan Uçkan

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s