CHRISTMAS EVE

St. Paul the Apostle Church

Çocukluğumdan beli sevmişimdir ben bu Christmas olayını. İşin dini boyutundan çok; bir araya geliş, insanların mutluluğu ve tabii en önemlisi her yerin rengarenk oluşu ve Christmas Tree beni aşırı mutlu etmiştir. Aynı bizim bayramlarda herkesin birbirine “iyi bayramlar” dediğinde mutlu olduğum gibi. Ama tabii hiçbir zaman gerçek anlamıyla bir Christmas yaşamadım. Ta ki düne kadar. Bu arada havanın 14 derece olması inanılmazdı. Resmen t-shirt’le dışarı çıkabildik. Tüm New Yorker’lar şaşkındı. Geçen sene bu zamanlar donuyorlarmış. Neyse…

Müthiş sofra, harika yemekler & tatlılar…

Sanırım öncelikle Jesse (Harris) teşekkür etmeliyim. Her yıl geleneksel olarak evinde düzenlediği Christmas yemeğine beni de davet etti. Bir yandan güzel ötesi müzikler dinlerken bir yandan da birbirinden güzel kokan yemekleri bekledik. Güzel ötesi müzik diyorum çünkü kendisi de çok güzel müzikler yapan Grammy ödüllü bir isim. Norah Jones‘un aklınıza kazınan birçok şarkısının sözleri kendisine ait. Şubat ayında yeni bir albüm çıkarıyor, sanırım 10. albümü filan olacak! Birkaç yeni parçasını dinledim de gitar & vokal, Damien Rice tadında. Bir röportaj yaparım herhalde 😉 Bu arada Norah Jones da oradaydı ama ben 10 aylık bebeğiyle oynamaktan gidene kadar onun, o olduğu anlamadım bile. Bir de defalarca adını sordum haha rezalet! Çok değişmiş ama.
O kadar tatlı bir kalabalık vardı ki anlatamam. Çoğunluğu müzisyen zaten ve büyük bir kısmı evli. Bu da sağda solda koşturan çocuklar demekti ama bu bile insanı mutlu edebiliyor. Tahmin edersiniz ki kimseyi tanımıyordum –Jesse‘i bile toplamda 2 kere filan gördüm!- ama bu bütün gece sohbet etmeme engel değildi tabii. Malum, çenem düşük.
Tek Türk bendim akşam ama İtalyan’ından Brezilyalı’sına, Alman’ından Arjantinli’sine, İspanyol‘una birçok farklı yerden kişi vardı. Sanırım New York‘ta en sevdiğim şeylerden biri de bu aşırı çok ulusluluk. Yani 15 kişi toplandığınızda bile ‘çoğunluk’ diye bir şey olmuyor.

Eggnog’cum ya!
  • Ne kadar şarap içtiğim konusunda hiçbir fikrim olmamakla beraber abartısız kişi başı 2’şer şişe içmiş olabiliriz. Ya da ben mi içtim acaba?
  • Yemekler insanın aklını kaçırtacak nitelikteydi. Lezzetli tavuk bir yana garnitürler mükemmeldi.
  • Jesse‘nin annesi -tabii ki yine ismini hatırlamıyorum- o kadar güzel bir Apple Pie ve Pecan Pie yapmış ki, öküz gibi yemek yemiş olmamıza rağmen kendimi durduramadım!
  • Peki ya bizim sahlepin burada “eggnog” olması? Tabii alkollü versiyonu. Nasıl bir lezzettir anlatmam. Yani en azından ben ilk defa denedim. Puerto Rico‘lu biri tarafından hazırlanmıştı ki yerine göre bazen tadı da değişiyormuş ama ben buna bayıldım. Genelde brandy, rom ya da bourbon koyuyorlar içine. Bu rom’luydu. Üzerine de bildiğiniz tarçın. Alın size sahlep. En son evden çıkarken şişeyi yanımıza alıp homeless’lar gibi teker teker içmeye devam ettik, rezalet! 🙂
  • İtalyan çekirdek bir aile vardı. Aşırı rock’n roll anne, baba ve Floyd isimli çocukları. -Pink Floyd‘dan gelmese de ben öyle hayal etmeye devam etmek istiyorum.- Daha önce Brooklyn’de açtıkları yeni mekanlarına gitmiştim, zevkli insanlar. Neyse çok genç olan büyükbaba da yanlarındaydı ve kendisi lezzet patlaması yaşatan, mantarlı polenta yapmıştı. Sanırım gecenin favorisi oydu benim için. Bu kadar basit bir şey nasıl bu kadar lezzetli olur diye düşünmeden edemiyor insan. Bunun için kocaman sarıldım adama haha!

Christmas Carol @ St. Paul the Apostle Church

Ardından Jesse‘in “Kiliseye mi gitsek?” teklifi tarafımdan büyük bir coşku ile karşılandı. Çünkü Christmas gecesi İstanbul’da herhangi bir kiliseye girmek imkansız oluyor. 5 kişi arabaya atlayıp kilisenin yolunu tuttuk. Burada İstanbul‘dakinden farklı olarak elimi kolumu sallayarak girdim tabii. Saat 23:30 sıralarıydı ve son derece kalabalıktı. Bütün seromoniyi baştan sona izlemiş oldum. Her şey o kadar müzikal gibiydi ki… Şarap, ekmek ayininden koroyla söylenen Christmas şarkılarına kadar her şey filmden fırlamış gibiydi. Ne yalan söyleyeyim insanın içini mutlululuk kaplayıveriyor. Bir noktada “Peace be with you” diyerek herkes yanındakine sarılmaya başlıyor ki çok eğlenceli insanıp “Peace be with you” erken buluyorsun kendini. Yüzlerce kişi ile dolu kilisede herkesin yanındakine sarıldığını düşün, bence gayet güzel bir olay. Çaktırmadan bir sürü video çektim aslında ama gerçekten yüklemeye üşeniyorum. Bu arada yanımdakilerin hiçbiri çocukluklarından beri gitmemiş kiliseye ya da kilisedeki bu aktiviteye ama benim bahanemle kendilerine aksiyon yaratmış oldular 🙂
Kısacası mükemmele yakın bir Christmas Eve geçirdim. Yapımda ve yayında emeği geçen herkese teşekkürler 🙂

Advertisements

2 thoughts on “CHRISTMAS EVE

  1. Off geçen seneki soğuğu unutamıyorum. Geçen sene sadece New York değil, bütün kuzey Amerika donuyordu. -28 derece falandı hava sıcaklığı ki ben Washinton'da yaşıyordum. Yeni yıl zamanı New York'taydım, muhteşem güzeldi. Hem de soğuğa rağmen:) Ne kadar kalacaksınız bilmiyorum ama her anın tadını çıkarın. Türkiye'ye dönünce o kadar çok özleniyor ki ABD. İyi seneler.

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s