1 HAFTA SONU, 2 FESTİVAL

Malum yaz geldi festivaller de son sürat başladı. Her yıl gerçekleşen malum festivaller bir yana dursun bu yıl yeni cici ve umarım devamının da geleceği nurtopu gibi festivallerimiz oldu. Bir tanesi “Güzel Bir Gün” diğeri ise “1st Harvest Festival“. Her ikisi de Küçükçiftlik Park‘ta gerçekleşince tek bir festival etkisi yaratsa da her ikisini de ayrı ayrı değerlendirmekte fayda var. Bana ikisi de ilaç gibi geldi. Orada olup da kendisine ilaç gibi gelmeyenler var ise kendilerinde problem aramakta sakınca görmesinler.

30 Haziran – GÜZEL BİR GÜN

2,5 haftadır Türkiye turuna çıktığımdan ve Cuma gecesi absürd bir saatte döndüğümden hafif bir “ben kimin, neredeyim” edasıyla salına salına Cumartesi günümü geçirirken. İsmi ile beni cezbeden Güzel Bir Gün‘e doğru uçtum. Minimüzikhol, Nublu ve Souq ortaklığında gerçekleşen bu festivalde cidden güzel bir gün geçirdik.
Açıkcası müzikal olarak “Aman ben buna bayılıyorum!”, “Öf kaçmaz!” diyeceğim hiçbir şey barındırmıyordu bu festival ama ben müzik festivaline gidiyor olmaktan ziyade eğlenmeye ve şehrin içinde şehirden uzaklaşmaya gittiğim için keyfim gayet yerindeydi.

  • Öncelikle yemek standlarına değinmek istiyorum. Döner ve hamburger yemekten sıkılmış olacağını düşündüğüm festival insanları bol çeşit ile memnundu. Ben mi? Çok memnundum. Et yemeyen insanın dramı başka oluyor. Petra‘dan kahve içebilmek olsun. eski Indochine sahiplerinin Taco‘cusu olsun. Bizim Cihangir‘deki Manuel Deli & Coffee‘nin lezetli sandviçleri olsun pek güzeldi. Tabii Datlı Maya, Nublu Kitchen‘ı filan da unutmuyoruz. Fresh Juice’lar, meyveler filan da bonusu. Özellikle Chill Out‘tan sonra bir “oh be!” demek istiyorum. Malum neredeyse bir günün 12 saati festivallerde geçiyor ve bu da çok önemli bir alanı.
  • Küçükçiflik‘in büyük sahnesine hiç dokunulmadı. İki mini sahne vardı. Katılım minimal, haliyle festival alanı ferahtı.
  • Tuvalet problemi yaşamadık, yaşasın!
  • Alışveriş çılgınlığı yaşamamanızın oldukça zor olduğu bir festival alanıydı. Çok tatlı standlar vardı.
  • Sarp‘ın önderliğinde açılan “Tanış Onunla” standı ise bir harikaydı. Bir köpeğe geçici ya da kalıcı yuva açmayı aklından geçiren herkesin uğradığı bir stand oldu. Ben maalesef ki çok istememe rağmen yerleşik bir hayatı olmayan ve belki de hiç olamayacak bir insan olarak, o yuvalardan biri olamıyorum hiçbirine. Ama festivale köpekleri ile katılan güzel insanların köpekleri ile büyük aşk yaşadım!
  • Festival ortamını göz önüne alınca Gaye Su Akyol‘un beni yorduğu, Ayyuka‘nın eğlendirdiği, İlhan Erşahin İstanbul Sessions‘ın ise mutlu ettiği bir festival oldu.

31 HAZİRAN – 1st HARVEST FESTİVAL

Adından da anlaşılacağı üzere ilk kez düzenlenen 1st Harvest Festival haftasonunun kapanışı oldu benim için. Yine Küçükçiftlik Park‘taydık. Sadece daha büyük bir alandaydık. Müzikal olarak Güzel Bir Gün‘den biraz daha mutluydum ama yine de “Allaaam yaşasın aklımı kaçıracağım!” noktasında değildim.

  • Danimarkalı rock topluluğu Mew‘ü ilk defa izlemiş oldum. Bence oldukça iyilerdi. Biraz down tempo olsalar da ortama acayip uydular. Alt-J‘i daha çok yeni yurtdışında izlemiştim. Beğendiğim bir grup. Görsel olarak insanı mutlu eden ve gözünü sahneden bir an olsun ayırmamasını sağlayacak şekilde kullanıyorlar led’leri. Yalnız yaş grubunun küçüklüğüne inanamadım! Acaba “Silver Lining Playbook”a yaptıkları şarkı ile mi yakaladılar onları diyeceğim de ne alaka… Ya galiba ben büyük 😦 Hadi kapayalım konuyu!
  • Yerli isimlerden Sattas‘ı kaçırdığım için üzgünüm. VEYasin -Hey Dougles-‘i aşırı yüksek olan sesten ötürü izleyemedim, gerçekten beynimde patladı bütün sesler. O zamanımı festival alanını keşfe çıkarak değerlendirdim. Flört ise sound’cuya agresif davranmasa iyiydi…
  • Yemek konusu Güzel Bir Gün‘deki gibiydi. Yani yine pek mutluyduk. Ancak bir farkla, deli gibi sıra vardı. Eh ama bu da festivalin tuzu biberi. O yemek sıralarında ne aşklar doğuyor bir bileseniz!
  • Tuvalet konusu kabus gibiydi. Temizliğine lafım yok ama sanırım katılımcı sayısına oranla azdı ki insanlık dışı sıra vardı. Ben bir ara ölmemek adına backstage’e gitme şımarıklığı gösterdim öyle söyleyeyim. Bence festivale özel tuvalet çipi geliştirilmeli ve festivallerde çişimiz gelmemeli.
  • Alışveriş konusu yine pek güzeldi. Ama tuttum kendimi, almadım bir şey. Sonra da “eh keşke şunu alsaydım”, “vah şunu neden almadım” şeklinde söylendim. Ama sadece 3 dakika.

Efendim özetle, ben ciddi bir sebeple çok üzgün olduğum bu hafta sonumu “hayat devam ediyor, maalesef yapacak bir şey yok!” mottosuyla harmanlayıp, bu festivallerin ve Nil’in de eşliği ile gayet güzel geçirdim.
Zaten sağa sola terör estirip, “çok mutsuzum meööw” diye gezerek sadece kendinize değil herkese zindan edersiniz hayatı. Kendimde tek bir şeyi seviyorsam o da bu olabilir. Gerçi arada patlayınca da yadırganıyorsunuz ama olsun 🙂

Yaşasın müzik!
Yaşasın festivaller!
Yaşasın eğlence!
Yaşasın güzel insanlar!

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s