BODRUM’DAN BİR DEMET YEMEK

Limon’da babam için şerefe derken…

Güzel yemek ve de kaliteli içmek hayattaki küçük mutluluklardan biri bence. Ama en güzel tarafı bunlardan keyif alan arkadaşlarla bu aktiviteleri yapıyor olmak tabii ki. Günlerdir Mededi, Nil, Sipahi beraberiz Bodrum’da. Tahmin edersiniz ki çok keyifliyim bu sebeple. Hatta bu akşam müstakbel annemiz Deniz de aramıza katılacak 🙂 Bir sürü single kızken evli ve çocukluya doğru yol alınıyor oluşu cidden bazen beni şaşırtıyor. Neyse bu konuya şimdi hiç girmeyeyim, ayrı bir yazı konusu o.
Gündüzleri Xuma’da kızlar tatil yapar, ben çalışırken akşamları kendimizi leziz yemekler diyarına atıyoruz. Nereler mi?

Bir Klasik: Gümüşlük Limon
Yıllardır Limon’a bayılırım. Çok romantik zamanlarım geçtiği gibi tek başıma gidip çok keyif aldığım zamanlar da oldu. Leziz yemekler, akıl almaz bir manzara ve güleryüzlü servis. Ne ararsanız Limon’da mevcut. Geçenlerde Nil, Mededi ve Sipahi şeklinde koşturarak gittik ve gün batımını yakaladık. Limon’a özel kokteyllerle başladığımız akşamımıza meze tabağı, limon böreği ve falafelle devam ettik. Yemekte şarap içerken üstüne kokteyllere devam ettik tabii ki. Tek bir şey için bile “eh” diyemem, her şey her zaman olduğu gibi harikaydı.

Güzel mi güzel Limon mezeleri…

Gümüşlük’ün Yenisi: Açık Mutfak
Açık Mutfak gerçekten de açık bir mutfak. Ve mekan adeta bir cennet. Hamaklar, yemyeşil bir bahçe, tatlı bir ışıklandırma ve gerçekten de denemeye değer lezzetler. Fava, barbunyadan yapılan ezme, börek çeşitleri filan derken her ne kadar hepsi tadımlık kıvamda da olsa tıka basa doyduk. Sıcak Gümüşlük akşamlarında farklı bir iklim aradığınızda da gidebilirsiniz. Çünkü ilginç bir şekilde birkaç derece farkediyor.

Jazz Eşliğinde Bohme Mekan Arayan?: Winery Aynalıkavak Restaurant
Yalıkavak’a geldiğimden beri yaptığım yürüyüşlerde hep gözüme çarpan bir mekandı. Geçenlerde kızlarla “E hadi bir deneyelim bari!” dedik. iTunes’dan güzel bir podcast, tezat ama bir bütünlük içinde dekore edilmiş mekan ve en ilginci içeri girer girmez karşılaştığım İstanbul’daki Indochine’in sahibi Chris. Tabii ki o an “Earl Grey Martini yaşasın!” dedim içimden ama kimse duymadı. Neyse oturduk güzel şarabımızı içip olaysız dağıldık. Yemek için rezervasyon yapmak gerekiyor çünkü mutfak süreki çalışmıyor. Onu da deneyelim dedik ve dün bir kez daha gittik. Açıkcası çok büyülenmediğimi söyleyebilirim. Leziz bir caprese yemiş olsam da makarna konusunda eh emek istiyorum. Açıkcası daha önceden menüyü incelediğim için planım başlangıçlardan çeşit çeşit denemekti ama hiçbiri yoktu. Ve fakat ardından Earl Grey Martini ile tekrar mutlu oldum o da ayrı mesele 🙂 Biz çok sevdik mekanı.

Parpali’de kahvaltı çılgınlığı…

Kahvaltı Delilerine: Parpali
Birol’un (bkz. Bodrum sever Gripin insanı) tavsiyesi üzerine epeydir gitmeyi düşündüğüm Parpali’ye de sonunda gittim. Bodrum – Yalıkavak yolunda tam da ikisinin ortasında yer alan bu mekan cidden bir harikaydı. Açıkcası Yalıkavak’ta çok uygun bütçelere kahvaltı etmeye o kadar alıştım ki bir anda Parpali’de İstanbul fiyatları ile karşılaşınca bir şaşırdım. Ama lezzet, ortam, servis on numara.

Lima’nın şık kahvaltı tabağı…

Daha Çok Kahvaltı: Lima Naturel Gurme & Şarküteri
Tamamen sosyal medya tesadüfleri üzerine Mededi’nin önerisi ile gittiğimiz bir mekan kendisi. Gerçekten çok başarılı bir seçkileri ve nasıl olduğunu anlamadığımız aşırı lezzetli omletleri var. deli gibi yiyip, deli gibi çaylar kahveler içip kişi başı 25 TL’ye kalkabiliyorsunuz kahvaltıdan ki cidden mükemmel. Yalıkavak’ta bir sabah kendinizi çok aç, ve harika kahvaltı isterken bulursanız koşa koşa buraya gidebilirsiniz. Ya bu arada unutmadan kendi yaptıkları fısndık ezmesini denemeden mekanı terk etmeyin.

Neyse işte böyle. Sürekli yemek yiyerek geçirmiyoruz günlerimizi elbet ama güzel yemek şahane bir şey değil mi? Bir de daha önemlisi arkadaşlar çok mühim ve çok güzel değil mi? Kendimi bildim bileli hazetmediğim o “doğuştan mutsuz insan” profilinden uzak, bol kahkahalı, genel mutlu, yeri geldiğinde huysuz, mutsuzken bile tebessümlü halimizi seviyorum valla. Herkesle yakın olmaya, dost olmaya gerek yok. Bir avuç insan yeter de artar bile. Ben mesela dost alımlarını kapadım 🙂

Eh o zaman bakarsınız Bodrum’da görüşürüz.
Bye.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s