XUMA AKUSTİK KONSERLER – PART 1

Xuma’daki akustik konserlerden bahsetmiştim. 4’ü gitti 3 kaldı. Bari dedim ben de bir ara yazı yazayım. 17 Temmuz’da Gripin’le başlayan bu seri; 24 Temmuz’da mor ve ötesi, 31 Temmuz’da Malt ve son son olarak geçtiğimiz Cuma yani 7 Ağustos’ta Melis Danişmend konserleri ile devam etti… Şimdi önümüzde Koray Candemir, Gece ve merakla beklediğim Koray Candemir & Harun Tekin ikilisi var. Gelelim konserlere…

17 Temmuz – Gripin 
Yıllardır Gripin konserlerinin büyük kısmına giden ben, 2015’te Gripin konser rekoru kırmış olabilirim. Yani İstanbul bir yana dursun bir de Amerika çıkarmamız oldu biliyorsunuz ki. Neyse efenim, deniz kenarında hem romantik hem de akustik Gripin izlemek nasıl olacak diye heyecanla bekliyordum. Düşündüğümden güzel ve büyülü oldu diyebilirim. Benim için ‘Rüzgar‘ çalmış olmalarına mı sevinsem -sanırım artık sürekli istediğim için üzüldüler (!)-, ısrarlara dayanamayıp ex-Bronx günlerini hatırlatan bir Pearl Jam – ‘Black‘ çalmış olmalarına mı bilemiyorum…
İtalya’dan yolları aşıp da gelen Murat, çok kocaman sevdiğim Birol, her muhabbette kahkhalar attıran İlker & Arda‘ya ne kadar teşekkür etsem az sanırım. Sahnede onları izlerken en çok aklımdan geçen cümle “Vay be… Nereden nereye?” oldu geçip giden yılları düşünerek…

24 Temmuz – mor ve ötesi
Güne “mor ve ötesi mi? Ya onlar 10 sene öncede kaldı” diyen ve yaşını sorduğumda 19 olduğunu söyleyen bir minik ile sohbet ederek başladım. Yüzümde müziğin gittikçe korkunç bir hal aldığı dünyaya, kendini tekrar eden ıptıs duptıs dışında müziğe anlam veremeyen insanlara karşı bir tebessüm. Akşam oldu konser saati yaklaşmaya başladı. Peki kim yok? Harun. Neden yok? Meksika’dan geliyor. Bir yaz klasiği olarak da uçaklar rötarlı. Konser 22:00’de, saat 22:00 ve Harun hala yok. Ortam gergin, ben rahat, “nasıl olsa yetişir ya…”. Saat 22:15, Harun artık Xuma‘da. Ve 15 dk içinde de sahnede. Hayalimdeki ‘akustik’ konser tanımlamasını tam olarak uymasa da, mor ve ötesi’nin normal haline çok yakın olsa da, ışıkların fazlalığı bulunduğumuz ortamın kendi halindeki dinginliğini ve büyüsünü bir minik bozsa da mor ve ötesi yine yeniden çok iyiydi. Bir konser olmadı ki sevmeyeyim, sıkılayım… Bırakın 19’luk sevgili arkadaşın “10 yıl öncede kaldı” yorumunu, daha onlarca yıl dinlenecek şarkılara imza atıyorlar her seferinde.

31 Temmuz – Malt
Çok uzun zamandır Malt koseri izlememiştim. Zaten toplamda izlediğim Malt konseri sayısı sanırım bir elin parmaklarını geçmez. Hadi ikinci ele de geçmiş olalım ama o kadar yani. Zamanında Mehmet Tez‘in Kanyon’da gerçekleştirdiği akustik konserler serisinde son dakikada konserlerini kaçırmıştım. Daha sonrasında internetten izleyince “umarım bir gün akustik hallerini yakalarım” diye içimden geçirmiştim. Kısmet yakalamaya değil, konseri organize etmeyeymiş. Cenk, Cenk, Barış ve Gökçe sahnede o kadar güzellerdi ve o kadar güzel çaldılar ki… New York’ta olduğum dönem Cenk‘in (Durmazel) başına gelen talihsiz olay beni çok üzmüştü. Konser boyu “hayatımız resmen minik bir ipin ucuna bağlı” diye düşündüm. Yalnız farkındaysanız her konserde başka başka şeyler düşündüm 🙂

7 Ağustos – Melis Danişmend
Hem güzel, hem zarif, hem sevimli, hem güzel sesli, hem esprili, hem aşırı cana yakın hem de aşırı cool az insan vardır. İşte onlardan biri Melis. Konuşur gibi şarkı söylemesi, sahnedeki zerafeti, izleyici ile iletişimi filan inanılmaz. Yine gözlerimi ayırmadan, bir an olsun şarkılara eşlik etmeyi bırakmadan kendisini izledim. Tam hayal ettiğim gibi, çok da güzel bir konser oldu. Yavuz Çetin‘den – ‘Her Şey Biter‘ şarkısını benim için söylemiş olması -evet bir zamanlar içli içli dinlerdim, şimdi ise çok sevdiğim bir şarkı hala-, yine “Ayaklarımı kıçıma vura vura, kaçmak istiyorum Büyükada’ya” hissime tercüman olması… ‘Sır’ı yine sessizce eşlik ederek dinlemek filan derken mü-kem-mel bir gece geçirdim. Konser sonunda aşırı dozda teşekkür ettim. Konser sonunda hep beraber Gündoğan’da Sail Loft’a gittik. Bir de orada cheers yaparak kutladık. Olaysız dağıldık, çok da mutlu olduk.

Aslında “Notcuklar…”ım var ama bütün konserlerin bitimine saklıyorum. Müziksiz hayata da şiddetle karşı çıkıyorum. Bye.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s