2016 DİLEKLERİ

Yıllar mı çabuk geçiyor yoksa düşündüğümüzden çok daha fazla 10 Aralık mı var bir senenin içinde? Çünkü yine yılın o zamanı geldi ve yine bana bir sonraki yılın dileklerini yazma işi düştü. Duyan da şikayet ediyorum sanacak, alakası yok. Yani yıllar böyle hızlı geçmesin tabii ama yazmakta sıkıntı yok. Eğleniyorum işte. Yazmaya da bilirim di mi? Ama kendime bir kere söz verdim ya, mümkün değil geri döneyim… E o zaman hazır mıyız?

Hep tekrar etsin istediklerim…

  • Öncelikle herkesin sağlıklı ve mutlu olması. 
  • Sevdiklerimin daha da mutlu olması (başkaları da olsun tabii, herkes olsun) 
  • Hayatımı güzel kılan 3 -5 tane şeyin hiç bozulmaması.

Ve dilekler…

  • Kaldığım yerden Fransızca’ya devam etsem mesela.
  • Kesinlikle spor yapsam. Artık durum kritik.
  • Geçen sene görmeyi dilediğim yerlerden hiçbirini görmedim. Belki son dakika golü ile bir tanesini görürüm. Ben yine yazayım, yazmaktan zarar gelmez. Şöyle bir Peru’ya gidip Machu Picchu, efendim Stockholm, sonra Dublin, hala nasıl oldu da gitmediğimi anlamadığım Londra ve tabii mümkünse yine uzun bir New York.
  • Her zamanki gibi hep gitmeyi diliyorum. Mutlaka bir yere sabitlenmem gerekiyorsa da keşke “oraya” yerleşsem. Orası neresi mi? Söylemem.
  • Gerçekleştirmeyi çok ama çok istediğim işle alakalı 2 tane olay var. Onlarla ilgili bir hareket olsa mesela bu yıl.  
  • O kadar güzel şeyler yaptım ki 2015’te iş bakımından, çok daha güzellerini diliyorum.
  • Hep müzik olsun, hep yeni güzel şarkılar olsun, harika albümler çıksın, çok güzel konserler olsun ve hepsine gideyim. Bu sene yeni & eski farketmez bana sabit bir şekilde eşlik edenler Stavroz – ‘The Finishing’, Anthony Hamilton & Elayna Boynton – ‘Freedom’, Kid Francescoli – ‘Blow Up’, Milky Chance – ‘Loveland’ ve son dakikada The Be Good Tanyas – ‘Waiting Around to Die’ oldu mesela. Her yıl bir şeylere takıyorum böyle.
  • Tabii ki bir klasik olarak yeni yaşıma güzel girmeyi diliyorum. Çok mühim bir şey bu.
  • Aşırı derecede köpek annesi olmak istiyorum. Olmaması için bir sürü sebebi barındırıyorum ama bu istememe engel değil elbet.
  • Kendimde sevmediğim 2 tane huy var onları değiştirsem. Hatta değiştirmesem direkt çöpe atsam.
  • Geçen sene arabamı sattıktan sonra benzerine tekrar kavuşmayı dilemişim mesela. Şu an bunu diliyor muyum çok emin değilim ama illa ki dilemem gerekiyorsa direkt kendisini diliyorum. Saçma mı? Evet, ama olsun. Dilek benim değil mi? Diliyorum.
  • Heyecan, mutluluk, huzur ve tabii olmazsa olmaz aksiyon dolu bir yıl olsun 2016.

Yılın Dersi…
Enteresan bir yıl oldu benim için. Şimdi diğer yılların da hakkını yemeyeyim tabii, ben genel olarak enteresanım ama yıla bu kadar soru işareti ile başlayıp hiçbirine cevap bulamadan ve yetmezmiş gibi bu kadar bodozlama devam etmek de yine benden beklenir bir hareketti. İyi ki de öyle yapmışım. Rollercoaster modeli bir hayatım var.
2014’e kıyasla çok daha az üzüldüm ama çok fazla üzdüm bu sene insanları. Bilerek değil tabii, tamamen kendimi düşündüğüm için. Başkalarının ruh sağlığı için değil, kendi ruh sağlığım için yaşamaya karar verdim çünkü. Üzdüklerime de çok üzülüyorum gerçi. Neyse iki ucu b*klu değnek…
Hiç söylenmedim bu sene. Yani tabii söylendim ama en azından minimal düzeyde yaptım bu can sıkıcı aktiviteyi ve bu benim için hayatı inanılmaz kolaylaştırdı. 
Bazı konularda samimiyetim kaçtı gitti, bulamıyorum. Özellikle de bazı işler konusunda. Ama bunun yanında o kadar da güzel şeyler de yaptım ki. Bütün yaptığım işler birer birey olsalar gidip kocaman sarılacağım, öyle sevdim ve keyifle yaptım. Ama bir kez daha gördüm ki “sevdiğin işi yapmak” ve “yaptığın işi sevme”nin mükemmel oluşunun yanı sıra çalıştığın insanların da düzgün ve kaliteli olması gerekiyor. Bu sene bir tane çirkin insanla mücadele ettim mesela. Şimdi dönüp bakıyorum da bir daha hayatta bu kadar uğraşmam. Çok daha sert ve net olurum. Sert olduğumda kendimi sevmiyorum ama yapacak bir şey yok. Bu da bu seneki ruh sağlığı dersim olmuş oldu.

Çok daha kendi başıma bir sene oldu bu sene. Tabii ki yakın arkadaşlarım baki ama o kadar çok yalnız anlar yarattım ki kendime, bayıldım bu seneye bu yüzden. Herkes yalnızlığının tadını çıkarsa, bireysel hareket edebilse daha mutlu bir toplum olacağız zaten.
Mutsuz ve depresif insanlara istem dışı mesafe koyduğum bir yıl oldu 2015. Yakın çevremden kurban gidenler de oldu bu duruma. Ben ki problemi olan arkadaşlarımı gerekirse 72 saat aralıksız dinlerim… Ki bunu hala bıkmadan yapıyorum ama mutsuzluğu kendine hayat felsefesi olarak seçen, insan sevmeyen, her şeyi eleştiren herkese mesafe koydum. İyi ki de yaptım, tavsiye ederim.
Yine şahane bir duvar ördüm. Yılın en büyük derslerinden biri duvar örmemek oldu ama yine de ördüm. Şimdi de biteyazan şu güzide 2015’te o duvar yıkılmasın diye uğraşıyorum. Bakalım kahramanımız başarılı olacak mı?
Çok stres yaşadım ama her stresin sonunun tatlıya bağlandığını görüp bağışıklık kazandım. Hiç unutmuyorum, bundan birkaç sene önce, yaşadığım üzücü bir olayın canımı çok ama çok yaktığı günlerden birinde Mededi’nin karşısında hüngür hüngür ağlarken “Biliyorum geçecek… Ama ne zaman geçecek?” demiştim. Üzüntüyle bana bakarak hafif bir tebessüm etmişti. Cidden strese ve üzüntüye karşı öyle olmalıyız sanırım, geçiyor. Canım sıkıldığında “Geçer” demek üzerine bir de “Hayat” diye eklemek beni rahatlatıyor. Nefret ediyorum bunu söylemekten ama “bir kere geldik hayata” söylemi çok doğru. Onu da en mutlu şekilde yaşamak için elimizden geleni yapmalıyız.

& Thanks To…
Zeynep the Mededi
Zeynep the Sipahi
İdil
Federico 

Advertisements

One thought on “2016 DİLEKLERİ

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s