BEDÜK

O4JayzY5O ZAMAN DANS!

Bedük 2 yıllık aranın ardından “Bi Dans Etsek” ile geri döndü. Ama aslında hiç gitmemişti di mi? Bu vesileyle ‘Oynayalım’ klibinin son rötüşlarında bir araya geldik albümden imajına, müzikten hayallere birçok konuya değinerek bol kahkahalı sohbet ettik. Buyrun sizi şuradan alayım…

Madem “Bi Dans Etsek” çıktı, albümün hazırlık aşamasından bahsetmemek olmaz.

Yeni stüdyoyu yaptım ve biter bitmez gaza gelip başladım albüme. Mayıs ayına denk geliyor bu da. Ben hep ortalama 1 – 2 ay deneme yapıyorum; nerelere gidebilirim, yeni ne keşfedebilirim şeklinde. Genelde o iki ayda da albümü güzel yapan şarkılar çıkıyor. En parlayacak şarkıların ise ufak ufak bölümleri çıkmaya başlıyor. Bu sefer ilk defa başka arkadaşlarımla beraber de şarkılar yazdık. “Seinfeld” gibi sürekli bir insan trafiği vardı stüdyoda biri kahveye bile gelse hemen bir şey çaldırıyordum. Efe Bahadır’la üç parça yaptık. Sahnede de beraber çaldığımız Safa Hendem’le çıkış parçası ‘Oynayalım’ı yaptık. Stüdyonun akustiğinden dolayı perküsyon çok güzel oluyor, o sebeple çok yoğun perküsyon kullandım. Müzikal tarafı daha ağır basan bir albüm oldu. Dediğim bu 1 – 2 aylık sürenin sonucunda 30 kadar şarkı çıktı, hepsi yarım yarımdı ama ortaya bir albüm imajı da çıkmaya başladı. Ardından planlamaya geçip albümü bitirdim.

Hem müzik olarak, hem çektiğin kliplerle hem de duruşunla farklı şeyler yapıyorsun. Bu albümde farklılığı nasıl yorumlarsın kendi açından?

Bu albümün tamamı farklı aslında. Daha önce duymaya alışık olmadıkları kalitede bir sound duyacaklar. Müzikal olarak batının tüm ögelerini alırken, Türk enstrümanlarını da ince ince yerleştirdiğim, yıllardır söylenen “Doğu ile Batı’nın sentezini yapıyoruz” söylemine en yaklaşan albüm oldu. Özellikle ‘Oynayalım’ tam o şekilde. Brooklyn Funk Essentials’ın Türkiye’de yaptığı şeyi biraz anımsatan bir tarafı da var. Çok ağır funk da var, ama aynı zamanda sanki yurtdışından bir prodüktör gelmiş de Türk enstrümanlarını sample’lamış gibi bir durum da var. Tam bir şarkının nakaratında bir şey gireceğini hayal edersin mesela ama bende o girmiyor, başka bir şey giriyor. Beklentiden hep daha farklı bir şey oluyor.

Bazen parçalara zorla sokulmaya çalışılan Türk müziği ögeleri çok eğreti duruyor ama bu albümde öyle olmamış. Bu dengeyi sağlamak seni çok zorladı mı?

Tabii. Aynı şarkının dokuz tane versiyonunu yaptım. Popüler kültür ile alt kültürün arasını bulmaya çalıştım. Popüler kültüre hiçbir zaman burun kıvırmıyor ve oradan alabileceğim her şeyi almaya çalışıyorum. Bir yandan da alt kültürde, kendi içimde barındırdığım şeyi de kaybetmeden ortasını bulmaya çalışıyorum.

Albümdeki şarkıların tamamı Türkçe. Nedense senden hep İngilizce parçalar bekliyorum, böyle psikopatça bir durum var bende. 2013’te hem Türkçe hem İngilizce iki albüm çıkarmıştın. Var mı yine öyle bir plan?

Devam edecek İngilizce şarkılar. Ama albüm dediğin zaman içine bir tane de İngilizce katayım, şunu da katayım filan demeyi sevmiyorum. Ben hala 80’ler, 90’lar kafası düşünüyorum, baştan sona bir hikaye anlatmalı. İngilizce yaptığında sesinin rengi bile değişiyor, başka bir adam söylüyor yani.

Albümde MFÖ’den ‘Sude’ şarkısını cover’ladın. Neden bu şarkıyı seçtin? Bir de merak ediyorum nasıl tepki verdiler dinleyince…

Bugüne kadar hep “Neden İngilizce?” diye soruyorlardı. Ben de hep “müziğin dili olmaz ki, Japonca da olur, hiçbir anlamı olmayan sözler de olur” diyordum, al sana ‘Sude’. Çocukluğumdan beri hasta olduğum bir şarkı. Özkan Uğur’u ve Mazhar Alanson’u aradım. Şarkılarını yaptığımı söyledim ve gönderdim. Birkaç saat sonra aradılar ve Mazhar Alanson’a verdi telefonu. Tabii benim elim ayağım buz kesti kesin olmayacak, hiç beğenmediler diye düşünerek. “Bedük’cüm gerçekten çok güzel olmuş” dediler. Sadece “dahi yahu” sanıyordum “dahi ya hum”muş sözler, onu düzelttim. Onun dışında her şeyi çok beğendiler.

Albümün adı “Bi Dans Etsek” dansın ve dansın getirdiği ruh halinin hayatındaki yeri tam olarak ne?

Ben o dans etme ruh halini çok seviyorum, sabah akşam dans eden biri değilim. Müziği kapattığında ve dans eden insanları izlediğinde herkes saçmalıyor aslında ve o çok güzel bir şey. Sahnede de çıldırmamın sebebi normal hayatta çıldıramadığım için. Nasıl insanlar Cumartesi gününü iple çeker ben de benim konserlerimi iple çekip dışarı çıkmak istiyorum. Muhtemelen de gelenlerden daha çok eğleniyorum.

Normal hayatta sahnedeki giyiminden çok da uzaklara gitmiyorsun. Bunun üzerine kafa yoruyor musun?

En başta kafa yordum. 70’lerde bir funk grubu çıkmış olsa nasıl olurdu diyerek yola çıktık ve oraya bir gönderme yaptım. Beyaz takım elbise bizim arabeskten alıştığımız bir şeydi ama insanlar öyle bir müzikte ve öyle bir adamda görünce şaşırdılar. Ama her albümde başka müzik yaptım, “Overload” albümünde sertleştim ve daha rahat ettiğim şeyleri giymeye karar verdim. “On” albümü de öyleydi. O dönemde de her taraf kel ve sakallı adamlarla dolmaya başladı ve ben bunu kendime yoruyorum. Ama şimdi müziğim daha feminenleşti, daha şık bir hal aldı. Ful gaz yerine daha müzikal oldu. Kendime Amsterdam’dan altın rengi bir ayakkabı aldım mesela.

Seni en son Açık Sahne’de izledim. Orada görmeye alışık olmadığımız, akustik bir Bedük vardı.

Şaşırttık herhalde insanları orada. Daha önce Akustikhane’de yapmıştık ve çok güzel tepki almıştık. Akustik bir proje yapmayı planlıyorum yakında.

Albüme geri dönüşler nasıl?

Ön gösterim diyebileceğimiz (dijitalden bahsediyor) bu süreçte sadece müziği yakından takip edenler dinliyor albümü. İlk gelen tepkiler oldukça iyi, kötü yorumlar yok denecek kadar az ve bu beni çok mutlu ediyor. “Tam kendini bulmuşsun” diyenler var çok güzel bu yorum. “Ses rengin oturmuş” diyenler, “İnanamıyorum n’aptın?” diyenler…

Bugün ‘Oynayalım’ klibini seninle izledik. Keyifli bir klip olmuş. Performans kliplerinin çok baydığı bu dönemde de ayrıca iyi olmuş…

Kendine göre bile olsa ufacık bir yenilik yapmıyorsan o zaman domates patates sat, aynı şey. O yüzden kalkıp da ağlak bir şarkı yap, yağmur yağsın, bir kız koşsun nereye koştuğu meçhul, yaşlı insanlar birbirine sarılsın enteresan geliyor. Bir ara öyle bir şey vardı yaşlı insanlar birbirine sarılıyordu. Öbüründe de performans yap yap yap…

Gelelim 14 Kasım’daki lansman konserine. Gerçi bu röportaj çıktığında olmuş, bitmiş olacak ama oldukça da orijinal olacak…

Daha önce otel odasında lansman yapmıştık ve yıkmıştık oteli. Bu sefer Zorlu PSM ilk defa oturma alanını kapatıyoruz ve herkes sahnede olacak. Perde açılacak ve ben locadan “Hoş geldinizi dostlar” diye karşılayacağım seyirciyi. Ardından da aşağı ineceğim ve kapanacak perde. Konserde üç tane üflemeli, perküsyon, üç geri vokal, kuyruklu piyano, bizim grup yine beş kişi, köçekler ve klipteki dansöz olacak.

Başka projeler var mı?

Sürprizler var, başka isimle yapacağım projeler mesela…

Son olarak şöyle bir şey sormak istiyorum, hep orijinal şeyler gerçekleştirdiğini düşünecek olursak, şu an ütopik gelen ama gerçekleştirmek istediğin neler var hayatında?

2018’e kadar albüm yapmamayı, sadece single yapmayı planlıyorum. 2018’de de saçma sapan, müzik olarak çok başarılı bir albüm yapıp batmayı. “Anlaşılamadan gitti” filan diyecekler (kahkahalar). Uzun metraj hayalim var. Hem yazar kadrosunda olmak hem de projenin koordinatörü olmak istiyorum. Meselenin özü ben olduğum için benim karar vermem lazım çünkü bazı şeylere. “Slumdog Millionaire” gibi ses getirecek bir hayalim var. “Mars Burger” diye bir burgerci açmak istiyorum. marsburger.com’u aldım, Facebook grubunu bile açtım ama daha henüz hiçbir şey yok. Çok iyi hamburger yapıyorum; özel sosu, eti, ekmeği. Kimseye söylemiyorum nasıl olduğunu.

Neden Mars peki?

Çünkü bu dünyadan değil o hamburgerler.

Başka?

Hayallerim arasında eğlence kanalı açmak, radyo açmak da var. Bir müzik stüdyosu da açmak istiyorum. Sadece müzik değil; bir tarafından girip öbür tarafından olmuş olarak çıkabileceğin bir dünya yaratmak istiyorum. Abbey Road gibi bir stüdyo olacak, ana bir yer var oradan televizyon programı da yapıyoruz gibi düşün. Küçük küçük stüdyolar da aranjman stüdyoları olacak.

Aralık 2015 / Blue Jean

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s