KORAY CANDEMİR ile yeni single’ı ‘SON’

Koray Candemir 3Pek sevdiğim kişilerdendir Koray. İki sezon boyunca neredeyse her Cuma Hayal Kahvesi’nde konserlerindeydim. Yazın Bodrum’da hem ekibiyle hem de ardından Harun’la gerçekleştirdikleri “Şakalı Akustik” (!) ile bütün yaz(ım)a renk kattılar. Ve sonunda neredeyse 3 yıllık bir aranın ardından yeni bir single geldi, ‘Son’! Bu son olmasın tabii! 🙂 Hemen buluştuk. Yanımızda Can da (Gece), “Televizyon programı izliyor gibiyim” diyerek ve arada konulara dahil olarak o da renk katmış oldu. Kendisi eğlendi, umarım siz de okurken keyif alırsınız. Bu arada izlemeyen kalmamıştır ama ‘Son’un klibi için TIKLAYIN ve hadi buyrun sizi röportajla başbaşa bırakayım…

“Grup Müziği Çıkmayan Müzik Sektörü Ölmeye Mahkumdur”

‘Son’un üzerine konuşarak başlayalım. Son albümden bu yana dinleyici ile paylaştığın ilk şarkı. Bir albüm habercisi mi yoksa single ile yetiniyor muyuz şimdilik?

Bu bir albümün habercisi değil esasında. Bu single’lardan birkaç tane yapacağım ki kaç tane olacağını bilmiyorum. Mayıs’ta ikinci bir tane girip kaydedeyim diyorum. 2 – 3 senedir aklımda olan bir sound var onu hayata geçirmek istiyorum. Bayağı performanslı iş çünkü içinde bağlama filan da var. Şarkıların demolarını kaydetmiştik zaten önceden. İşte bunlar 4’ü, 5’i bulursa o zaman toplama bir şey yapabilirim belki. Hani diyorlar ya maxi-single (kahkahalar). Artık plak şirketi deformasyonundan dolayı tamamen kendim yapıyorum yapımcılığını. Tabii ki bir ekip olarak yapıyoruz ama benim üstümden dönüyor her şey. Klibini de çekiyoruz, fotoğrafını da çekiyoruz, kayıtlarını da yapıyoruz, çıkarıyoruz… Kendimiz yapıyoruz ve daha huzurlu olduğumu söyleyebilirim.

Plak şirketlerinden “illallah!” mı dedin? O sebeple mi yoksa başka bir şey mi?

Esasında illallah filan demedim, onlara karşı bu kadar boş (!) değilim. Yani deformasyon var ama olmaları gerektiğini düşünüyorum her zaman. Tabii ki iyi yapanlar oluyordur arada ama ellerindeki gücü ve markayı iyi kıvırdıklarını düşünmüyorum. Zaten çok ses getirecek, çok geniş kitlelerin dinleyeceği bir işi bir plak şirketinin yapması çok kolay.

Bu bahsettiklerinin hiçbiri bireysel yaparken yok tabii…

Screen Shot 2016-03-31 at 16.12.49
Koray’la sahne günlerimizden… Şaka şaka TV programımdan bir kare. (2011)

İnşallah hedefi gerçekleştirirsem benim derdim zaten şu; bunu büyük bir yapı haline getirmek. Şu anda plak şirketlerinin yapamadığı no-name gruplara, biraz daha alteratif tınlayan şarkıcılara, onlara, bunlara bir kanal olsun. Yani elimden geldiği kadarıyla onlara da prodüksiyon yapmaya çalışayım istiyorum. Çünkü şu andaki sistemde grup müziği çıkmıyor. No-name gruplar kendi başlarına bir şey yapmaya çalışıyorlar ve sürünüyorlar. Satış olarak bir grubu yaşatacak potansiyel yok. Şirketler de tabii onlara geri dönüşü olmayacağı için konuya girmiyor. Ki ben bunu yargılamak ya da eleştirmek adına söylemiyorum, tespit olarak söylüyorum. Grup müziği çıkmayan müzik sektörü ölmeye mahkumdur, onun kaçışı yok.

Müzik sektöründe koskoca 20 yılı geride bıraktın. Kargo’yla başladın, solo devam ettin, arada Maskott vardı şimdi tekrar solo devam ediyorsun. Bu 20 yılı hem kendi adına hem de müzik sektörü değerlendirecek olsan neler söylersin? Sanki geriledi mi?

Doğru söylüyorsun, geriledi. 90’lar zaten haldır huldur geçti, karambol içinde… O zamanlar Raks vardı, içinde 5 tane plak şirketi vardı. Zaten piyasanın 80%’i Raks’taydı. Bildiğin bütün popstar’lar rockstar’lar, fanteziciler, arabeskler… Tekel olmasının getirdiği artılar da vardı eksiler de. İstediğini yapabilmen zordu ama biz çok talihliydik. Patronumuz Ömer Rıza Çam gerçek bir patrondu yani. Telefon açardı hallolurdu, bir şey isterdik yapardı. Bize anlatırdı niye olmayacağını filan. Diyaloğumuz baba – oğul ilişkisi gibiydi, bizi sahiplenirdi. Plak şirketi aile gibiydi, haftada 3 – 4 gün oraya giderdik, böyle garip bir kimyası vardı. Biz böyle öncü birlik olarak her şeyi iik yaşayanlar olmaktan esasen yorulmuşuz…

Tam bu yorgunluğa değinmişken, söylediğin yapıyı oluşturursan eğer bahsettiğin yeni gruplar da senin bu 90’larda yaşadığın süreçlerden geçecekler mi yoksa daha farklı mı olacak?

Bize kıyasla süper rahat olacak canım. Çünkü o zaman bir şeyler yaptığında baştan bir kucağa oturma (!) durumu vardı tabii. Bize olan şuydu mesela; çıktık biz, zaten popçular kendilerinden kabul etmiyorlar bizi. Rock ve metal dinleyenler de henüz öyle popüler bir şey görmedikleri için onlar da kabul etmiyorlardı ve biz ortada kaldık! Ulan dedik n’apacağız biz? Ee tabii ne yapacağız? Müziğimizi yapacağız. O zamanlar soruyorlardı “Ne tarz müzik yapıyorsunuz?” diye. Biz de “Müzik grubuyuz” diyorduk. Bir şey söylemekten sıkılmıştık artık. Artısı eksisi vardı ama hareket alanı fazlaydı. 2000’lerin ortasına doğru, özellikle mor ve ötesi çıktıktan sonra dedim ki “Abi oluyor! Bir şey oluyor, bir çıkış var!” derken birden bire çöktü. Onun da nedenleri var da onu sana sonra anlatırım, buraya anlatmayayım. Ve böylece gerileme dönemine girildi.

“Önce Tiyatrocular, Sonra Müzisyenler Kazansın”

Koray Candemir 2Son dönemde birçok kişi single olayına girişiyor. Neden?

Biz hiçbir zaman şan, şöhret, popülerlik ya da para için yapmadık müziği. Gerçekten müzik yapmak için takılıyorduk bizim o bütün tayfa. Şu anda olan bu tek şarkı, çabuk tüketim, sığ durum, genel olarak son 10 senedir planlı olarak bütün halk cahilleştirildiği ve bilinç ayaklar altına alındığı için… Biz bundan 10 sene önce de şikayetçiydik ama şu an şikayet edecek herhangi bir şey kalmadı. Şimdi insanlar konsere sadece “eller havaya” için geliyor. Eskiden bize gelenler hiç değilse dinlerlerdi, konsantre olurlardı. Çünkü orada özel bir durum olurdu. Şimdi olay tamamen kopmuş durumda. Hit şarkılar ve eller havaya bekliyorlar. Dinleyici olarak bilinç düşmesi oldu, çok doğal böyle olması. Şu örneği veriyorum hep, eskiden Türkiye’de anneler babalar işinden evine döndüğünde bir üstünü değiştirir, bir albüm koyar, bir play’e basardı. Şimdi öyle bir şey olmadığı için şimdiki çocuğun nerden kulağı dolacak yani? Benim abim yurtdışından plaklar getirtirdi. Müzik değerli bir şeydi. Şu anda bu değersizleşti. Sağ olsun müzik sektörü de buna ayak uyduracak şekilde süper sığ takıldığı için… Şu an herhangi bir müzik kanalının Top 20 programını açıyorum, o 20 tane şarkı içerisinde her şey mi 2 boyut ve sığ olur? Onlar da olmasın demiyorum, olsun. Ama aralarda bir rock grubu olsun, alternatif pop bir şey olsun, trio olsun, bir şey olsun… İşin rengi kaçtı, eskiden vardı o renk.

Dünyada bu kadar renk varken bizde bir renk kalmamış olması dram…

Esasen o renk dünyada da azaldı. Hip hop kültüründen sonra pop müziğin de tamamen popüler kültürün içinde cıvıklaşması var. Ama dünyadaki durum şu, yaptıkları bütün işleri dünyaya pazarladıkları için indie olanı, daha alternatif olan işleri de pazarlayabiliyorlar. İnanılmaz dinlenen ve çok kabul gören şarkılara inanamıyorum bazen. Bu ülke çok iyi şarkıcılar dinleyerek büyümüş bir ülke. O yüzden “assolist” kültürü var. Zeki Müren’lerden gelmiş, Cem Karaca’lar görmüş, Ajda Pekkan’lar MFÖ’ler görmüş, Sezan Aksu filan… Bunların hepsi iyi şarkıcılar. 90’larda çok var zaten. Şu anda kötü şarkıcıyı niye dinliyorsunuz kardeşim? Şarkı söyleyemeyen şarkıcı nasıl dinlenir? Bu noktada da şu tespitime dönüyorum, çünkü bilinç düştü. Kulakta algı, beyin filan onunla alakalı olduğunu düşünüyorum.

20 yıl derken tabii neler olmuş neler…

Raks’ın kapanması, Universal’ın kurulması, Universal’ın dolandırılması ve iflas edip Türkiye’den kırmızı nokta koyup ayrılması… Bu boşluktan faydalanan yeni plak şirketlerinin o gücü ele geçirmesi. Sonra o plak şirketlerinin dijital sektörü ve meslek birliklerini ele geçirmesi… Birçok şey var tabii.

Ele geçirilmesi ama müzisyenlerin kazanamaması bir de tabii di mi?

Evet, müzisyenlerin hala para kazanamaması. Ama bunu söylerken ben araya hep bir parantez açıyorum; önce tiyatrocular, sonra müzisyenler kazansın. Çünkü en çok zorlanan tiyatrocular. Birileri dua edecekse önce tiyatroculara etsin sonra bize edebilir.

‘Son’a dönecek olursak, aranjesini Okay (Aynur) yaptı. Ve sahnede ne görüyorsak tüm ekip beraber çaldınız di mi?

Aynen öyle. Okay zaten özel bir davulcu. Hem şarkı söyleyebilen, hem çok iyi davul çalan. Onun için eşlikçidir ve eşlikçi davulcu çok zor bir şeydir. Şafak da öyle mesela hem davulcu hem şarkıcı. Talihli bir adamım o konuda. Arkada çalan ekip senelerdir çalıştığım ve bir aile olduğum ekip.

Ayrılmaz bir grupsunuz diyebiliriz artık di mi?

Artık alışkanlık mı diyeyim, genlerime mi işlemiş diyeyim ben öyleyim. Arkama müzisyenleri koyayım, o değişsin, bu değişsin ben de önde star’lık yapayım kafasında hiç olmadım, olamayacağım da galiba. İşin zaten en keyif aldığım tarafı, güvendiğim ve arkamı yaslayabileceğim insanlarla sahnede canlı çalabilmek. Amerika’dan buraya gelmeden birkaç ay önce kafamda kurdum ben bu ekibi. Bilge’yle (Öztürk) çalışacağıma kadar. Okay zaten vardı hep, Maskott zamanı da çalışıyorduk. Roxy Müzik Günleri’nde jüriyken bir tane grupta Cem’i görmüştüm. “En İyi Davulcu” ödülümüz var mesela orada, ben de “Abi en iyi gitariste de ödül versek mi?” dedim. Çünkü çok yetenekli. Cemre’yi de 3 ay filan izledim. Hatta Bilge’nin Cemre’ye benimle çalmasını teklif ettiği bir hikaye var onu da başka zaman anlatacağım. Okay’la biz ihtiyar heyeti gibi kaldık onların yanında (kahkahalar). Onlar da uyum sağladı ve direkt olayın içine girdik.

Klibi İlksen Başarır çekti. Kendisi film yönetmeni ve bu ilk klibi…

Aynen, kendisi sinema yönetmeni ve ilk klibi oldu. Harun Işık diye bir görüntü yönetmeni var onu da söyleyeyim çünkü muhteşem yetenkli biri o da. Filmlerde de beraber çalışıyorlarmış. Klipte hem zamanla hem de durumlarla alakalı 100% istediğimiz şeyi yapamadık ama klibin sadece şarkıya hizmet etmesini istiyordum. Benim üstüme oynadılar.

Ama sen zaten aşırı fotojenik bir insansın!

Benim bir oyuncu durumum var. Kameranın beni nerden gördüğünü, ne yaptığını filan biliyorum. Çok iş yaptım artık. Geri dönüş klibi tatlım, lütfen! “Merhaba aranızdayım!” klibi (kahkahalar)

‘Son’ hali hazırda elinde olan bir şarkı mıydı yoksa bir single çıkarmak adına üretilmiş bir şarkı mı oldu?

Tam bir sene oldu bu şarkıyı yapalı. Bir single çıkarmayı düşünüyordum ama bahsettiğim bağlamalı olanı. Sonra onun zamanı var diye düşündüm çünkü onun canlı çalınması gerekebilir, albüm kaydı tadında o. Okay’da bu şarkı için “Abi bu şarkıda bir şey var, bunu yapalım” diyordu. Ve yaptık.

Mesela ‘Son’ ilk dinlediğimde beni yakalamadı. Ama ikinci, üçüncü dinlemeden sonra şarkıyı sağda solda mırıldanmaya başladım. Beni küçük fan beni…

Bana da oluyor o, hepimizin algısı değişti. Koyup bir şeyi sürekli döndürma olayı var ya sevdiğin adam çıkarınca, sonra içine giriyorsun. O sanırım yok artık. Bizim böyle çok hikayemiz var. Anlatmıştım sana, “Yalnızlık Mevsimi” ilk çıktığında pavyon turnesi hikayemizi. Hiç satmadı, hiç etki yapmadı. Sadece ‘Arabik Fahişe’nin klibi yasaklandı, ‘Kalamış Parkı’nda Şebnem olduğu için bir etki yaptı. Fakat o albümün dönüşünü biz 7 – 8 sene sonra aldık. İnsan her zaman hit formatında yapmak zorunda değil.

O “hit” dediğimiz de bir formül ama zaten di mi?

Evet, Türkiye’nin formülü çok belli mesela. Bir tane eski bir şarkıyı alıp cover yapacaksın. Ya da yeni jenerasyon çocuklar gibi biraz daha kırık, halk tipi melodilere gireceksin.

Screen Shot 2016-03-31 at 16.09.59
“Yarım Kalan” günleri (2013)

“Yarım Kalan” çıktığında tam Gezi oldu ve hep esprili bir şekilde “Yarım kaldı..” dersin o albüm için. Şimdi maalesef yine ülkemizde üzücü olaylar yaşanıyor. Tabii sadece sen değil, birçok da yeni şey çıkıyor. İlk hedef, ilk tepki çeken hep müzik oluyor. Ne düşünüyorsun bu konuda?

Çok karşıyım. Tabii ki insanların canı çok acıyor, hepimiz üzülüyoruz. 2. Dünya Savaşı’ndaki Paris konusuna mı girelim bilmiyorum da; insanların nefes alacağı, hayatta yaşadığının kafasına tekrar dank edeceği organizasyonların içinde olması gerekiyor. Bu olaylar olduğunda eve kapanıp iyice bunların içine girersen depresyona girersin. Ülke olarak depresyona girmek zaten felakete sürüklenmektir. Sen bir tiyatroya gidip kafa dağıtamıyorsan, konsere gidip kulağını temizleyemiyorsan, beynini açamıyorsan sonu yok.

Yakında konserler var mı?

31 Mart Perşembe Bodrum’da var. Nisan’da da yine bir Dorock XL olur.

8 Nisan’daki Açık Sahne’de de varsın. Harun ve Gece ile beraber di mi?

Evet, orada da bu heriflerin sahnesini işgal edeceğiz. Bass gitar çalmayı düşünüyorum!

Screen Shot 2016-03-31 at 16.11.28
Harun & Koray

Harun’la da arada yaptığınız DJ’lik ve Şakalı Akustik’e devam mı?

 

Ya Harun’la DJ’lik dediğini biliyorsun izledin kaç kere, play’e basıyoruz 2 o çalıyor, 2 ben çalıyorum eğleniyoruz. Esas o Şakalı Akustik doğaçlama olarak başlayıp birden bire bir şey olan bir mevzu. Onu da ikimizin de bireysel işleri olduğundan kendimizi fazla yormadan ve sürekli yapmadan -esprisi kaçar- elimizde tutuyoruz. Yazın Xuma’dakini (BURADAN okuyabilirsiniz) hatırlıyorsun. Özel ve güzel durumlarda hoş oluyor ve bize nefes aldırıyor.

Son olarak bir de YouTube kanalı açtığından bahsetmiştin. Neler olacak içeriğinde?

Evet, Koray Candemir Music kanalın adı. Maskott’un külliyatını koyacağım oraya bütün şarkılar ve vidolar şeklinde. Ufak tefek canlı performanslar, kayıt ve prova stüdyosundan görüntüler olur, bazen yolda filan bir şeyler çekip koyayım diyorum… Biraz bakacağım işte. Önümüzdeki 2 – 3 ay içinde belli olur.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s