NİL NEHRİ’NDE…

IMG_0630
Temple of Horus

Dönüş yolunda, arkadaşım Nil’e sürekli teşekkür etmemin bir sebebi olmalı, değil mi? “Çok teşekkürler Nil, bize bu seyahati teklif ettiğin için!” Nil’e bu seyahatte eşlik etmesek, ondan ziyade kendimize çok ayıp etmiş olurmuşuz…

Yola çıkarken tabii ki, 3000 yıl önce inşa edilmiş antik tapınakların heybetini hissetmeyi heyecanla bekliyordum. Fakat açıkçası, Mısır’ın bir tatil destinasyonu olarak ne kadar iyi bir seçim olduğundan pek de emin değildim. Malum, gittiğimiz bölge de Kahire ya da Sharm El-Sheikh gibi hakkında bol övgü duyduğum bir yer değildi. Dünyanın en büyük açık hava müzesi diye tabir edilen bir bölge olsa da, Nil Nehri üzerinde Luxor’dan Aswan’a ilerleyecek bir gemi seyahati için hislerim “haydi hayırlısı” kıvamındaydı…

IMG_0434
Temple of Luxor

Gece 00:30’da başlayıp, sabah 07:00’de biten ve Kahire – Luxor aktarması sırasında bol beklemeli uçak yolculuğumuzun ardından Luxor’a vardık. Gemiye doğru aracımızla yola çıktığımızda kendime, “evet” dedim; “işte 20. yüzyılın başlarında kalakalmış bir Arap şehri”. 1970’lerden kalma arabalar, at ve eşekler üzerinde yük taşıyan insanlar, dış cepheleri boyanmamış ve çatısı olmayan binalar… Nil Nehri kıyısına vardığımızda, 4 – 5 katlı büyük tur gemileri kendilerini göstermeye başladı. Maalesef dışarıdan bir hayli bakımsız gözüken bu kocaman arkadaşlar da beni tatilimizle ilgili değişik hislere sürüklemeye devam ettiler…

IMG_0680
Komombo Temple – Crocodile Museum

Gelin görün ki, gerçek bir şüpheci olan bendeniz için işler kendi gemimize vardığımız zaman tamamıyla değişti. Sonesta St. George da dışarıdan diğerlerine benzeyen 4 katlı bir gezi gemisi. Fakat, rehberimizin de özel olarak belirttiği gibi Nil Nehri üzerindeki en iyi ilk 5 gemi arasında sayılıyor. Gemiye ilk vardığımızda soğuk meyve suyu ikramıyla karşılandık ve kısa bir “hoş geldik” toplantısı arkasından odalarımıza geçtik. İşte bu noktada artık rahatlamamam için hiçbir sebep yoktu. Odamız 5 yıldızlı otelleri aratmayacak kadar bakımlı, temiz, geniş ve bir de üstüne Nil manzaralıydı. Bembeyaz, yumuşacık nevresim takımına sevgiyle sarıldım…

Sonesta St. George’u diğer gemilerden ayıran en önemli özelliği aldığınız servisin kalitesi. Bir kere tüm kadro full-time güler yüzlü; adeta sizi orada gördükleri için sevinçten uçuyorlar. Gün içinde odayı gerekirse 2 kere temizleyecek kadar ya da ta aşağı salondan terasa size bir bira servis etmek için koşacak kadar çalışkanlar. Sadece bunlarla da kalmıyor; yiyip içtiklerimiz de bol yıldızı hakkediyor. Yemekler bol çeşitli ve lezzetli; servis hızlı. Şarap ve bira menüleri geniş seçenekli ve yerli seçimlerden oluşuyor. (Ömer Khayyam markalı beyaz şarap ve Stella isimli yerli Mısır birası şahsi favorilerim arasında.) Kaptanın resepsiyonunda ikram edilen kokteylleri biraz başarısız bulduk ama, o da bizim garipliğimiz olsun : )

IMG_0423
Temple of Luxor

Geminin bende yarattığı olumlu hislerin çok benzerini rehberimiz Mohammed ile tanışınca da yaşadım. Normal şartlarda tur şirketleriyle seyahat etmeyi sevmesem de bu seyahat için bir nevi mecburduk. Gemi ve turistik bölgeler arasındaki ulaşımın sağlanması ve rehberimizin tüm konulardaki açıklamaları ve yardımları bunun gerekli olduğunu gösterdi.

Mohammed, gemiye adımımızı attığımız anda “musluk suyunu kesinlikle içmeyin” uyarılarıyla başladı ve gönlümü kazanmayı başardı, çünkü içimdeki çocuk önemsendiğini hissetmişti : ) Uğradığımız yerleşim noktalarıyla ilgili bir çok sorumuzu yanıtladı; kültürlerini anlattı. Mısır kültüründe bahşiş vermenin ne kadar

IMG_0403
Temple of Luxor

yaygın olduğunu, hatta arkadaşların bile birbirlerine zaman zaman bahşiş verdiğini anlatarak, ona da bir ara bahşiş verirsek memnun olacağını ima etti : ) Sokak satıcılarının çok zorlayıcı olabileceğini üstüne basa basa, defalarca tarif etti. “Göz göze gelmeyin, konuşurken sert ve direkt olun” diye yöntemlerimizin ne olması gerektiğini öğretti. (Zira satıcılarla ufak bir münasebetimizde de elini verdiğinde kolunu kaptırma ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunu kendi gözlerimizle gördük ve Mohammed’e fazlasıyla hak verdik.) Aswan Barajı’nın ordu tarafından kontrol edildiğini, izin verilen bölüm hariç kesinlikle fotoğraf çekmememizi, askerlerle kesinlikle muhatap olmak istemeyeceğimizi anlatarak da içimdeki çocuğu biraz korkuttu. Ama olsundu; çünkü tamamen şahsi görüşüm olsa da, Mohammed bu seyahatin en önemli unsurlarındandı.IMG_1092

Evet, antik tapınakların ve kalıntıların beni etkilemesini seyahatin başında zaten bekliyordum. 3000 yıl öncesinden kalan, 8 kişinin elele tutuşup çevreleyemediği sütunlar, dev firavun heykelleri, tapınakların tüm duvarlarını kaplayan (ve zamanında tamamı renkli olan) hiyeroglifler, 31 metre yüksekliğinde yekpare granit obelisk, yerin 165 metre altındaki kral mezarları, Tutankhamun’un mumyası ve birçokları… Bunları görüp de etkilenmeyecek insan yoktur sanırım. Fakat, buradaki asıl vurucu nokta, her birinin arkasındaki hikayelerdi. Antik Mısır tapınakları genel form ve işlevsel mantık olarak birbirlerine çok benzeseler de hikayelerini birbirinden farklı hale getiren ise Mohammed oldu. İzninizle abartı sanatını kullanarak, bu seyahatteki kahramanımı kendisi olarak ilan etmek istiyorum. Gezdiğimiz her antik noktanın içimize işlemesini Mohammed’in coşku ve tutkuyla anlattığı hikayeleri sağladı. Hiyeroglifleri okuma mantığını, kralların duvarlardaki imzaları olan kartuşları ayırt etmeyi ondan öğrendik. Ve hatta, Kraliçe Hatshepsut’u bağrımıza basmak isteyişimizi bile Mohammed’in hikayesi sağladı. Zaten Hatshepsut varken Kleopatra da kimmiş canım? : )

Suyun üzerinde olmanın birçok insana verdiği hazzı bilirsiniz. Fakat, üzerinde bulunduğumuz aracın büyük bir gemi olması ve Nil Nehri’nin güçlü ama sakin debisi bu hazzı bende kaça katladı şu an hesaplayamıyorum. Geminin en üst katındaki terasın, tente altındaki oturma alanı sanırım en sevdiğim bölümü olabilir. Seyir halindeyken rüzgarın ılık ılık yüzümü sıvazlaması, buz gibi biramın köpükleri, Nil kıyısı boyunca coşkuyla fışkıran bitki örtüsü ve arkasında onları kucaklayan kum tepeleri… İşin gerçeği, hedonist bir tatil anlayışını benimsememek için hiçbir sebebim yoktu. Ve Nil Nehri üzerinde geçirdiğim 4 gece 5 gün boyunca tüm hedonistliğimle Horus’a, Ra’ya, Ramses’e, Nefertari’ye ve birçoklarına bize bıraktıkları için teşekkür ettim; selam gönderdim…

This slideshow requires JavaScript.

Notcuklar

  • Biz seyahatimizi Mart sonunda yaptık. İlkbahar olmasına rağmen hava sıcaklığı gündüzleri 30 derece seviyelerindeydi. Sabahları ise 15-16 seviyelerinde ve serin olabiliyor. Dolayısıyla kat kat giyinmeye özen göstermek lazım.
  • Yanınızda mutlaka güneş kremi olmalı.
  • Gemilerin çoğunda terasta havuz var. Havuzun suyu pek hoş gözükmüyordu ve biz girmedik. Ama yine de yanınıza mayo almaya değebilir.
  • Gemiden Nil kıyısını daha iyi izleyebilmek için dürbün götürmek isteyebilirsiniz.
  • Gemi seyahati raconuna göre kaptanın resepsiyonunda şık giyinmek gerekiyor. Buna uygun kıyafet yanınızda mutlaka olmalı.
  • Akşam yemeklerinde erkeklerin pantolon ve kapalı ayakkabı giymesi bekleniyor. Şortla gelenler cezalı; odalarına geri gönderiliyorlar.
  • Tapınak ziyaretleri bol yürüyüşlü geçiyor; rahat ayakkabılar şart.
  • Umumi tuvaletlerde tuvalet kağıdı karşılığı cüzi bir bahşiş vermek gerekiyor. Yanınızda Mısır pound’u olarak bozuk para olmalı.
  • Eğer gerçek bir turistseniz (!) fotoğraf çekmeden duramıyorsunuz. Her yer şahane; tüm manzara eşsiz. Buna uygun ekipman mutlaka gerekli.
  • Maceraya gerek yok; bir tur şirketi üzerinden seyahati ayarlamak en mantıklısı.
  • Yanınızda bir Mohammed mutlaka olmalı 🙂 ama ondan da önemlisi sohbeti iyi arkadaş şart!
  • Merak edenlere tur fiyatları şöyle: İstanbul – Kahire – Luxor ve dönüşte Aswan – Kahire – İstanbul uçuşumuz Mısır Havayolları ile 1500 TL. Memphis Tours’dan satın aldığımız tur, yani gemide 4 gece 5 gün konaklama, yemekler, turistik geziler ve ulaşım dahil kişi başı 575 USD. Gemideki tüm içecekler kişi başı 130 USD; ekstra satın aldığımız gezi olarak faytonla Luxor şehir gezisi ve Nubian Village gezisi toplam kişi başı 65 USD.
  • Son olarak, sevgili Nil Kutluk’a bize bu seyahati teklif ettiği için tekrar çok teşekkürler. (Kendisinin dünya seyahatinin başlangıç noktası Nil Nehri’ydi. Devamını takip etmek istiyorsanız kandisikandisi.com)
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s