Washington D.C. – L.A. – San Francisco Hattı (Part III)

Monterey1San Francisco’da buluşuruz demiştim ama arada uğradığımız ve bir gece ve bir gün geçirdiğimiz Monterey’i unutmuşum. Neyse canım, acelemiz yok.

Öncelikle Los Angeles’ten San Francisco’ya arabayla seyahat etmenizi şiddetle tavsiye ederim çünkü L.A.’dan San Francisco’ya çok manzaralı bir yol (Highway 1) var. Biz o yolu benim yüzümden seçemedik çünkü GPS en kısa olan yolu seçiyor, ben de bunu fark edemediğim için sıkıntıdan patlayarak Santa Barbara molalı bir araba seyahati yaptık. Siz doğru yolu seçerseniz, ünlü beatnik’lerden Jack Kerouac’in bir eserinin de adı olan Big Sur’dan (filmi de var) da geçerek, solunuza Pasifik Okyanusu’nu alacağınız derin mavi bir seyahat sizi bekler. Aslında Kerouac’in kendi “roadtrip” ini yapıp, onun ayak izlerini de takip edebilirsiniz. (Ben yapamadım, siz yapın!)

Ya sevgili arkadaşlar, bu California başka bir boyut. Doğası, bitki örtüsü, muazzam coğrafyasıyla insanı büyülemekle kalmaz, kendinizi hiç hissetmediğiniz kadar bir bütüne ait hisseder, öyle şaşar kalırsınız. Bu diyarlardan sanatçı, müzisyen, yazar, aktivist çıkmayacak da nereden çıkacak?

Neyse, yine aşırı bir duygu patlaması yaşadım. Evet canım, Santa Barbara. Öğle yemeği için eniştemizle Santa Barbara’da buluştuk. Evet canım, enişte. Toplam iki minicik saat geçirdiğim bu California’nın en zengin ve en cennet ve en pahalı şehirlerinden sayılan Santa Barbara’yla ilgili aklımda mükemmel havası, güzel ve gülümseyen insanları ve yemek sonrası içtiğimiz pahalı kahve kaldı.

Eniştemiz öğle yemeği için bizi Alchemy Art Cafe (TIKLAYIN) diye aynı zamanda
spa’sı da bulunan sağlıklı, bol vejetaryen, bol vegan bir mekana götürdü. Bununla ilgili bir sorunum yok ama menü ziyadesiyle zorlama geldi, o yüzden sadece saçma bir detox içeceğiyle yetindim. Aslında şimdi menüye bakınca hoşuma giden birçok şey görüyorum fakat eşim resimde gördüğünüz yemeğin iyi pişmediğini ve tadının da güzel olmadığını belirtti. Uzattım. Sonuç: Bu organik, vejetaryen, vegan sevdasına kapıldıysanız, burası tam aradığınız yer. Benim için değil. Bir dakika yalnız… Sanmayın ki ben bir tek fast food delisiyim. Yemeğin iyisinden anlarım; Avrupa’nın farklı şehirlerinde de Michelin yıldızlı bir kaç restorana gitmişliğim vardır. O yüzden de iyi olduğunu iddia eden her yerden iyi olmasını bekler, ona göre değerlendiririm. Dört satır önce uzattığımı söylemiş olmam da uzatmayacağımın garantisi değildir.

Tekrar yola koyulup, Monterey’e yarım saat uzaklıktaki Salinas isimli başka bir şehirde geceyi geçirdik. Monterey değil de neden Salinas? Salinas daha ucuz çünkü. İşte şu otelde kaldık.

Çalışanlar aşırı suratsızdı ama oda, bu yolculuğum esnasında kaldığım diğer otellerden çok daha rahat ve temizdi.

Monterey5Neden Monterey? Neden rock müzik?

Monterey şehri, Monterey Burnu’nun güneyinde balina izleme turları ve akvaryumuyla ünlü küçücük bir California şehri. Yine güzelliğiyle bir çok insanı büyülemiş bir mücevher. İskelesinde de bir sürü ayıbalığı (seal) var. Bu türleri hayvanat bahçesi dışında bir yerde görmemiş olan bizler için bu tip manzaralar hep çok keyif verici oluyor. Doğayla ve diğer canlı türleriyle bu kadar yakınlaşmak insan ruhuna şeker, bal. Bizim ziyaret sebebimiz de daha önce başka bir şehirde denediğimiz ve sadece farklı yunus türlerini görmekle yetindiğimiz tur gibi bir tur ile çıkıp, bu kez balina görebilmekti. Aklınızda olsun istediğiniz her hangi bir zaman balina göremiyorsunuz. Bunun da mevsimleri var. Bizim gittiğimiz zamandan itibaren en uygun zamanlar başlamış oluyor. Şimdi gitseniz mesela, kesin görürsünüz.

Bu turlara çıkmadan önce mutlaka yerinizi önceden ayırtıp, biletinizi alıyorsunuz. Biz Monterey Bay Whale Watch isimli tur şirketinden yer ayırttık ve çok memnun kaldık.

Kısa ve uzun turlar var. Biz kısa olanı seçtik, malum bu tur sonrası San Francisco’ya doğru tekrar yola çıkacaktık. Kısa turlar sabah 10.00 – 15.00 arasında yapılıyor. Yanınıza güneş kremi, mide bulantısı ilacı, şapka, gözlük, rüzgarlığımsı bir şey, su, ya da başka bir içecek, belki biraz atıştırmalık almayı unutmayın. Unutursanız, sabah Fishermen’s Wharf (iskele) denilen yere gidip arabanızı park ettikten sonra tüm bu dediklerimi iskelede bulunan tonlarca dükkandan da alabilirsiniz; tabii çok daha fazla para ödeyerek. Mide bulantısı mevzuunu ciddiye alın çünkü tekneye –adı Black Fin– bindikten sonra geç olabilir. Burası okyanus; vapurla karşıya geçmeye benzemiyor. (Havalara bak)

Beş saat boyunca altı-yedi metre yüksekliğindeki dalgalar içinde sürüyor yolculuğunuz ya da balina arayışınız. Bir yandan size Monterey’de bulunan deniz canlılarını ve kuş türlerini anlatan deniz biyoloğunuzu dinlerken, bir yandan da gösterdiği canlılara bakabilmek için ayakta, düşmemek için çaba harcıyorsunuz. Bir kaç çocuk ve yetişkin yolculuğun ilk saatinden itibaren kusmaya başladılar. Benim de bir ara midem bulandı çünkü gerzek gibi telefonuma baktım. Okyanus ortasında çok lazımdı çünkü. Wall Street’te çalıştığım ve çok mühim hisse işlerim olduğu için. (Bknz. Zevzeklik)

Dönelim tekneye. Şansınız varsa kambur balina (Humpback Whales) , katil balina, (Killer Whales) ve gri balina (Gray Whales) türlerini görebilirsiniz. Biz sadece iki gri balinayı su yüzeyine çıktıkları kısacık bir an için görebildik. Bir de iki farklı yunus türünü. Yine de çok güzel bir deneyimdi.

Bu turdan öğrendiğim çok önemli bir nokta da uçan balonları gökyüzüne bırakmanın ne kadar düşüncesiz ve canlılara zarar verici bir hareket olduğuydu. –Hiç öyle bir şey yapmadım, yapmak aklıma da gelmedi ama olsun – Bu balonlar denize ya da okyanusa düşerek orada yaşayan canlıların ölümüne yol açabiliyorlar. Tur esnasında kaptanımız, bir kaç yerde o kartal gibi gözleriyle su yüzeyinde balonlar tespit etti ve oralara gidip balonları topladı ve toplattı. Teknedeki insanlar da kendisini alkışladı. –Tamam, ben de alkışladım – Okyanus bu ya! Yapmayalım. Bizden önemli yani. Bir anlasak.

Turdan döndükten sonra iskele bölgesinde bulunan tonlarca restoranda tabii ki denizMonterey4 ürünlerinden oluşan güzel bir öğle yemeği yiyebilirsiniz. Bizim çok vaktimiz olmadığı için ama yine de en azından bir şeyler içip yolumuza devam edelim diye şurada TIKLAYIN! yerel biralardan Big Sur Golden ve atıştırmalıklar eşliğinde turumuzla ilgili düşüncelerimizi birbirimize anlatıp, San Francisco’ya doğru yola çıktık. Eğer vakit olsaydı ana yemeklerden kesin dener ve hatta Monterey’de bir gün daha geçirirdim. Özellikle akvaryumunu görmemek büyük kayıp oldu. Giderseniz sizden dinlerim artık.

Son bölüme yaklaştık. Bir kaç saate San Francisco’da oluruz. Yol bitsin, buluşacağız.

Washington D.C. içi TIKLAYIN

Los Angeles için TIKLAYIN

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s