YAZI YAZMAK İSTEYENLERE…

Screen Shot 2016-05-24 at 12.18.31Ben bir gün çocukluk hayalimin işim haline geleceğini düşünmezdim. Aslında düşünürdüm de bu kadar emin olamazdım. Ama esas, sonrasında bu “iş”e dönüşen hayalimin artık bir “iş” olarak görülmeyecek hale gelmesini düşünmezdim, düşünemezdim.

Çok sayıda e-mail ve mesaj alıyorum. Kimi TV’den tanıyor, kimi sadece okuduklarından. Kimi sadece beğenilerini sunuyor, kimi hayallerini gerçekleştirdiğimi söylüyor. Yalnız geçen gün aldığım bir mail beni epey düşündürdü… Mail’in içeriği benim yaptığım işler vesilesi ile çok para kazanmış olmam ve bu sebeple New York’ta olmam ekseninde dönüyordu. Kıskandığından (sevimli bir kıskançlık) ama bir gün kendisinin de bunu başaracağına olan inancının tam olduğundan bahsediyordu. Çok şeker bir e-mail’di. Kendisine cevap yazdım. Ve kim bilir belki de birinin hayallerini yıktım. Neyse ne mi düşündüm bu mail üzerine?

Düşündüklerinizin hepsinin yanlış olduğunu.

Bundan 10 yıl –belki biraz daha fazla- önce Türkiye’nin en köklü dergilerinden Blue Jean’de bu işe başlayan, daha sonrasında çok sayıda basılı / dijital mecrada yazı yazan biri olarak söylemeliyim ki “yazı” ve “röportaj” artık bir önem arz etmiyor. Bence ediyor da insanlar bunu bedava yapmanızı istiyor. Evet, gerçektenden de bunu bedavaya talep ediyorlar.

Mecralar söz verdikleri telifleri ödemiyorlar. Ödemedikleri gibi telifinizin peşine düştüğünüzde size cevap vermiyorlar. Cevap vermemeleri bir yana üstüne hala ve de hala röportaj talep ediyorlar her şey normalmiş ve hiçbir şey olmamış gibi. “Pes” dediğinizi duyar gibiyim. Cidden pes.

Telifler mi? Rica ediyorum çok büyük paralar düşünmeyin, 250 TL. Ve inanın o 250 TL’nin peşinden defalarca mail atmak mecburiyetinde bırakılmak da enayi yerine koyulmak da insanı üzüyor.

Bugüne kadar birçok parasız iş yaptım, yapmaya da devam ederim. Ama eğer birine bir şey teklif ediyorsanız sözünüzde duracaksınız, o kadar. Yani üzerine fazla düşünmeye bile gerek yok.

Ne mi oluyor peki? Anlamadığım şekilde –kimi benim de tanıdığım insanlar- bu mecralara yazmaya devam ediyor. Zaten bu insanlar bu mecralara yazdığı için bu mecralar ayakta duruyor.

Diyeceğim şu ki, eğer gelecek için yazmak gibi hayalleriniz var ise ne okuyun ne de yazın böyle yerlere. Zaten basılı dergiler bir bir son bulurken dijitali de yok etmeyin. En azından edilmesinde rolünüz olmasın. En kötü kendinize bir blog açın. Hayallerinizi yıkmak değil amacım, yazmak güzel şey. Baksanıza ben hala -inatla- yazıyorum 🙂 Güzel bir kahve alıp, güzel bi cafe’de oturup insanları izlerken bir yandan da yazı yazmanın keyfi paha biçilmez. Ama artık eskisi gibi değil. Benim de görmediğim daha eski dönem gibi ise hiç değil. Yeni dünya düzeni “herbokolog” olmak üzerine kurulu. Olun! Cidden yöntem buysa -ki bu- olun.

Bütün bunları yazmamda çok beğendiğim, destek olmanın ve bir parçası olmanın keyifli olacağını düşündüğüm artfulliving’in etkisi de büyük. Yukarıdaki 250 TL’lik hikaye de kendilerine ait.

Ben mi? Ben hiçbir şeyim. “Herbokolog” da değilim. Hiçbir şekilde hiçbir dergiden ya da gazeteden kazandığım para ile New York’ta değilim. Sadece biraz deliyim. Normal olmak kime ne kazandırmış ki deli olmak kaybettirsin…

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s