O

getty-464237671-opener-phototakeBu aralar ilişkileri düşünmek için yeterince sebebim var. Öncelikle ben, şahsen, bizzat kendim ve kafamdakiler. Çevremdeki ilişkiler, ailemdeki örnekler, mutlulular, mutsuzlar, karışıklar… Kafam bunlar ile doluyken üstüne dün çok alakasız bir şekilde, bir kız otobüs durağında YouTube’dan açmış düşünceli düşünceli Teoman – O şarkısını dinlemesin mi! Kim bilir ne yaşıyordu içinde? Sonra ben de açtım ve uzun bir aranın ardından tekrar dinledim şarkıyı. Uyuz oldum şarkıdaki karşı tarafa. Yani ‘O’na. Bir insan şarkıdaki insana uyuz olur mu? Ben oldum. Bazen de ne kadar ‘O’yum aslında.

Sonra düşünmeye başladım, acaba “single” olmayı tercih edip yalnız, hür ve özgür olmak mı yoksa “in a relationship” dünyasına girip birinin varlığını hissedip; güvende, nispeten daha huzurlu -belki de değil- ve ortak bir şey yapıyor olmanın keyfine varmak mı? Ömür boyu yalnızlık fikri ne kadar da korkunç aslında. Ama diğeri de bazen bir o kadar korkutucu. Bütün bunlar kafamda halay çekerken kendimi ‘O’nu düşünürken buldum.

“Belki bir ihtimal ‘O’nu görürüm” heyecanı ile evinin önünden defalarca geçişimi. Bir şekilde balkondan beni görüp de seslenirse diye bekleyişimi ama seslendiğinde duymamazlıktan gelişimi… Bahanem hazırdı “Aaa duymadım hem 5. kattasın!”

Bir gün bana gelip bütün duygularını açtığında, ‘O’na sebepsiz yere afra tafra yapışımı… Haliyle olabilecek bir şeyi başlamadan sonlandırışımı…

Hiçbir şeyi ve hatta kimseyi umursamayıp ‘O’nunla sevgili oluşumu…

Sırf ‘O’nu çok seviyorum ve hiçbir şekilde ayrı kalmak istemiyorum diye hayatımdaki birçok şeyi geri plana atışımı… Bunun sıkıntısını şimdi çekişimi…

O’nunla sadece 1 gün geçirmek için, son dakikada uçak bileti alıp, işten hızla çıkıp, arabayı havaalanı otoparkına park edip koşarak uçağa yetişmemi. Sırf bu hareketin bana manasız bir paraya mal oluşunu ama aşırı mutlu oluşumu…

Sırf ‘O’nun için normalde hayatta girmeyeceğim ortamlarda manasız saatlere kadar kalışımı ama bundan hiç şikayet etmeyişimi…

Hiç huyum olmamasına rağmen tamamen ‘O’nu anlayabilmek ve belki de ‘O’na karşı cool (!) olabilmek için bir çok defa sessiz kalışımı. Hiç problem çıkarmayışımı, her şeye “ok” deyişimi…

‘O’nu kendi ellerimle bir sonraki kız arkadaşına bırakışımı…

Dünyanın çeşitli yerlerinde,’O’na defalarca olmayacağını anlatışımı ama onun bir türlü anlamayaşını haliyle ‘O’nu paramparça edecek sözler sarfedişimi…

Sırf ‘O’nu arkadaş olarak çok sevdiğim için bitmesi gereken bir şeyi bitirmeyip, süreci uzatıp ‘O’na daha çok acı çektirişimi… Ve daha neleri neleri düşündüm.

En çok da sırf bir ‘belki’den dolayı şu an yapabileceklerimi… Ne garip ki her biri bir başka ‘O’ydu. Hepsi kendi zamanının ‘O’suydu. Herkesin bir sürü ‘O’su olması gibi. Ama açık ve net ki hiçbiri de ‘O’ değildi. Belki de ‘O’ yoktur? Belki de hepsi ‘O’dur. O sebeple belki de ‘O’nu düşünmemek en mantıklısıdır? Mantık? O zaman dans 🙂

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s