DERİN SARIYER ile müzik ve gelecek planları üzerine…

Screen Shot 2016-07-29 at 13.38.38
Oğuz & Derin

Aslında bu röportajı yapalı çok uzun zaman oldu. New York’tan kendisine e-mail ile göndermiştim soruları. Ardından cevaplar geldi ve derken malum bin bir olay oldu ve işte sonunda, röportaj şimdi burada… Tam da hislerime ve belki de birçoğunuz hislerine tercüman olacak şekilde “Zaman kavramı üstüne çok fazla düşündüğümdendir belki, uzun vadeli planlar yapamıyorum.” diyor. Buyrunuz, Derin Sarıyer…

Bir yandan tasarım bir yandan müzik. Hangisi esas ruhu besleyen? İki alan da kreatif sonuçta…

Tasarım içine doğduğum mesleğim, müzik ise kendimi bildim bileli içimde olanları tasvir etme yöntemim. Bu iki kreatif alanı ne birbirinden ayırabilirim, ne de kıyaslayabilirim. Tasarım ve müzik bende var olanı adeta bir içgüdü gibi dışa vurumum; birinden birini öne çıkarmak benim için mümkün değil, içinde yaşadığım ‘an’ı kendi perspektifimle yoğurarak ürün haline getirmek tamamıyla bana ait olan ve inandığım şeyler. Herkesin hayatta yürümesi gereken bir yolu vardır, benim yolumun iki ana şeridi tasarım ve müzik. İkisine de küçüklüğümden beri aşinayım, nefes almak gibi bir şey benim için. Tasarım bugünün insanının fiziksel ve estetik açıdan duyduğu açlığı form ve fonksiyonla doyurur. Müzik ise herhangi bir dilde, herhangi bir kelimeyle ifade edilemeyecek olan ama susulması imkansız olanların melodik bir metaforudur. İkisi de dış dünyaya yansıdığında iletildikleri kanalların farklılaşmasından kaynaklı birbirinden uzaklaşmış görünseler de, doğdukları rahim aynıdır; içimizdekileri analitik ve estetik üretimi kanalize etme ihtiyacının ürünleridir.

“Törensiz Gömülen Hayaller” neyi anlatıyor?

Düşünce kelimeden önce var olur, bu sebepten ötürü isimlendiremediğimiz, harflerin arasına sıkıştıramadığımız düşüncelerimiz bizi tedirgin eder. Tedirginlikten, şekilsiz düşüncelerimizden kalabalıkların içinde kaçmaya çalışırız. Yalnız kaldığımızda, kendimizden başka dinleyecek biri olmadığındaysa susturmaya çalışırız, göz ardı etmeye çalışırız onları. Ket vururuz düşüncelerimize kaçmak adına, gömeriz onları hayallerimizle birlikte. Kendimize itiraf edemediklerimizle yüzleşmemek için kendimizi aldatışımızı sessizce kabulleniriz, törensizce. Ölüm, insanın her insanın kabullenmekte zorluk çektiği ancak kaçamadığı belki de hayatın tek gerçekliği. Bu gerçeklikten ne uzaklaşabilir, ne zamanını bilebilir, ne de engelleyebiliriz. Bilinmezlik ve kaçınılmazlık ise huzursuz eder bizi, görmezden gelmeye iter. Sanki hiç ölmeyecekmişçesine yaşamak, günlük hayatın koşturmacası, işlerimiz, ilişkilerimiz, kısacası benim diyerek arkasına sığınabileceğimiz hiçbir şey kaçınılmaz gerçeğin üstünü örtmeye yetmez. Bu sebepten huzursuzdur insan, dile getirilmesi hoş olmayan gerçekliği unutsa da içten içe bilir. Kendi hikâyesini yazmaya çalışır bu sonu aynı biten romana. Kendisi de bu hikâyenin başrolünü oynar. Bunda yanlış bir şey var mı emin değilim fakat benim tercihim bildiklerim.

Bu şarkı için Elec-Trip ve Oğuz Kaplangı, single’ı klibinde ise Dilek Altan ile çalıştınız. Çalışmanızı bir de senden dinlesek? Oğuz’la güzel bir tanışma hikayeniz var.

Müziğimi profesyonel aşamalara taşıma planları yapmaya başladığımda, Oğuz Kaplangı’nın prodüksiyonu çok doğru çözebileceğini hissettim ve kendisini takibe aldım. Zamanı gelince aramak üzere iletişim bilgilerini not ettim. Sonra bir gün kendisine yolda rastladım. Kendimi tanıttım. Yüzeysel ve hızlı bir biçimde ne yapmak istediğimden bahsettim. Birkaç ay sonra demolarımla birlikte stüdyosuna gittim. Dinledi, birlikte çalışabileceğimizi söyledi. Çok sevindim. O günden itibaren prodüktör olarak kendisiyle çalışıyorum. Oğuz Kaplangı’nın her zaman bugüne odaklanmış modernist çizgisi nostaljik tınılara uzak. Birbirimizi anlıyor ve şimdiyi yansıtmaya çalışıyoruz. Düzenlemeler esnasında kendi dünyasıyla benim dünyamı iç içe katıyor. Dilek Altan ilk takibe aldığım yönetmendi, minimal tavrı ilgimi çekmişti. Disiplinli, soğukkanlı ve ince görüşlü. Bence iyi bir klip şarkının ön plana çıkmasına, sıkıcı olmadan izin veren kliptir. Bunu başarmak kendi içinde çok etkili bir video çekmekten daha zordur. Yönetmenin başarısının belirleyicisi parçanın parıldamasına izin vermesinden geçer. Klip bir amaç değil, şarkının tanıtılmasında bir araçtır. Sanatsal hassasiyetleri elden bırakmadan, şarkının içinde ya da önünde değil, arkasında duran, ona fon oluşturan, nefes alma imkanı sağlayan video anlayışı bana yakın geliyor. Bu bağlamda Dilek Altan ile anlaşıyor ve çok uyumlu bir şekilde çalışıyoruz.

Bir sürü single ile buluştuk. Yakın zamanda bir albüm fikri var mı?

Odamda tek başıma yazdıklarımı başkalarıyla paylaşabilmek, benzer frekanstaki insanların sözler ve müzik aracılığıyla bağ kurabilmeleri benim için çok önemli. Bunu sağlayabildiğim sürece single yayınlamaya devam edeceğim. Belki bir, bir buçuk sene içerisinde yeni single’lar çıkarıp eskileri ile harmanlayarak bir albüm çıkarabilirim.

Bir klasik olarak ‘’yakın zamanda bizi neler bekliyor?’’ sorusunu da eklememek olmaz.

Zaman kavramı üstüne çok fazla düşündüğümdendir belki, uzun vadeli planlar yapamıyorum. Gerçekçi bulmadığım bir şey bu. Benim için bildiğim önemlidir; bildiğim şey ise şuan neye sahip olduğum, ne düşündüğüm, ne yaptığım. Geçmiş ve gelecek kavramları içinde yaşadığımız ‘’an’’ olmasa bütünlüğünü kaybeder ve yıkılır. Geleceğe dair bir şey söylemem ama şimdi; yeni şarkılar yazabilmek ve bunları paylaşabilmek isterim. Gerisini şarkıların kendisine bırakmak doğal olanı.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s