NEFES

bozburunBu aralar en büyük derdim gelecek. Ülkenin genel halinden midir yoksa benim kendi iç dünyamdan mıdır bilmiyorum ama tek düşündüğüm şey gelecek ve bunun bana verdiği korku hissi. Ne olacağım, ne olacağız, neler olacak ve türevi bir sürü cevabını bulamadığım soru içinde debelenip duruyorum. İşin kötüsü o kadar da garip bir yapım var ki karalar bağlamıyorum, yine gülüp eğleniyorum. Çünkü aksi halde yaşayabileceğimi sanmıyorum. Haliyle de ciddiye alınmıyorum.

Hayatı boyunca hayaller kuran ve genelde gerçekleştiren bir insan olarak elimden oyuncağım alınmış hissine kapılıyorum bazen. Çünkü bir bakıyorum hayaller kuruyorum geleceğe dair. Yanımda olacak insanlar, içinde olacağım ev, kocaman köpeğim ve içinde daha neler neler barındıran… Sonra o hayaller asla ulaşamayacakmışım hissini vererek uzaklaşıp gidiyor kafamdan. Düşünemez oluyorum ve kocaman bir boşluk hissediyorum. Yapmam gereken hiçbir şeye konsantre olamıyorum, sürekli bir panik hissi yaşıyorum, konuşacak tek bir insan bulamıyorum ve daha nicesi. Sonra etrafıma bir bakıyorum, durum hemen hemen herkeste aynı. Ama “oley, yalnız değilim” diye sevinemiyorum. Daha da çok üzülüyorum. Ve kendimi hep birilerinin derdini dinlerken buluyorum. Tam dert yanacak oluyorum ama bir bakıyorum o dertler birer sessiz çığlık içimde kalıyor, cümlelerim kesiliyor ya da zaman olmuyor ama işte bir yandan da zaman daralıyor… Sonra bir bakıyorum birilerinin problemini problemim yapmışım, madem kendime hayrım yok başkalarına olsun demişim. Bunu da her zaman seve seve yapmışım. Ama “Ben ne yapıyorum?” dedim ilk defa. Çünkü farkettim ki nefes almakta zorlanıyorum.

İşte böyle diye diye kendimi şehir dışına attım. İstanbul yazan tabelanın üstündeki kırmızı çizgiyi görmek bile yetiyor bazen. Girilen herhangi bir ismine tebessüm edeceğimiz ufak bir köyün tabelası da… Bu sefer bindiğim uçak bile tatlı bir sürpriz yaptı, rötar yerine 23 dakika erken iniş yaparak. Sanki çevremdeki her şey bana “Dostum, en doğru karar” diyor. Şu an tek duyduğum şey rüzgar ve de deniz sesi. 24 saat dolmadan içime ve kendime dönebildiğim için seviniyorum. Geçen yelkenlilere bakıyorum da, ben zaten durmak istemiyorum ki, durmadan gitmek istiyorum. Aklıma diğer fikri sokan her şeyden de çok boğuluyorum.

Neyse, uzun lafın kısası (özellikle tüm kafayı yemek üzere olanlara bu lafım) rica ediyorum kendinize nefes alma izni verin. Ve bunu “doğal ortam”ınızın dışında yapın. Ve bir de eğer mümkünse oksijen eşliğinde ve insanlardan uzakta yapın. Ben nefes aldım ya, siz de alın istedim 🙂

Bir dost.

Advertisements

One thought on “NEFES

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s