30.10.2016 – MELİS DANİŞMEND KONSERİ

screen-shot-2016-10-31-at-11-14-49-amMüzik çok acayip bir şey değil mi? Sırf müzikle sıfır olan morali anında yükseltebilirsiniz ya da yeri geldiğinde keyifli bir günü mahvedebilirsiniz. Birini hatırlayabilir, ya da yıllar sonra hatırlayacağınız bir “o an” yaratabilirsiniz.

Dün akşam üstü Melis, kafamızda yine “o an”lardan birini yaratmamıza vesile oldu. Babylon sahnesinde o kadar güzellerdi ki bir ara dönüp Zeynep’e çok büyük bir laf ettim (insanlık için küçük, kendim için büyük) yetmedi sonra Melis’e de söyledim elbette 🙂 Ne mi söyledim? Onu en son yazacağım…

En son ne zaman saat 17:00’de konser izlemiştim bilmiyorum. Sanırım hiç? Ne güzel bir şeymiş erken saat konseri, erken saat şarabı eşliğinde ve de güzel insanlarla. ‘Erik’, ‘Masa’, ‘Sır’, ‘Her Şey Normal’, yeni şarkılar, Yavuz Çetin’den ‘Her Şey Biter’, Duman’dan ‘Haberi Yok Ölüyorum’ ve daha neler neler. Konserin en büyük sürprizi Özge Fışkın’dı. Ben konserin neresini kaçırdım? Özge’nin sahnede olduğu anı. İnanılmaz ama gerçek. O anlar boyunca telefondaydım. Ve fakat konser sonrası Özge paylaşılan videoları kendi açıp da bana tek tek izletti. Kendisini sahnede göremeyip kendi ellerinden kendisi izlemek 🙂 Hayatın bu karikatür tarafını seviyorum.

Uzun bir aradan sonra verdiği ilk konserdi. Sahnede çok ama çok heyecanlıydı. Öyle bir heyecan ki, bizlere de geçti. Sağlık ile ilgili konuda kendisi zaten uzun uzun yazmıştı tekrar değinmenin manası yok ama hani bazı insanlar vardır, “ona bir şey olmaz” hissi verir. Melis de onlardan işte. Müziği, naif sözleri, kendi naifliği, ekibinin enerjisi,

Şimdi gelelim bana. Neden? Çünkü kendimden bahsetmeye bayılıyorum (şaka!). Tam 5 gündür dokunsanız ağlıyorum. Hatta dokunmanıza gerek yok, dokunmasanız da ağlıyorum. O yüzden tahmin edersiniz ki Melis’in konserinde de ağladım. Sulu göz olmayan ben neredeyse konser boyunca ağladım. Bir ara Zeynep bana “sağına bak” dedi. Bir baktım, bir kadın, elinde mendili, burnunu çeke çeke ağlıyor. O an güldüm tabii. Ve “ulen n’aptılar da bize böyle olduk, ülkece delirdik” diye düşünmekten kendimi alamadım. Peki n’aptım? Ağlamaya devam ettim. Konser bitince de ağladım. Yalnız bütün bu sulugözlü halin yanında kahkahalar attığımı ve de arkadaşlarımla keyifli vakit geçirdiğimi de düşünün. Durumlar sağlıklı değil anlayacağınız

Zeynep’e ne mi demiştim? Konu şu ki benim en en en en sevdiğim grup Pink Floyd’dur. Tüm şarkılarıyla garip bir bağ var aramda. Hiçbir isim ya da müzik de bunun ötesine geçemiyor. Yani bana aynı şeyi hissettirmiyor. Tabii ki müzikal açıdan değil ama hisler ve hissettiriği şeyler bakımından Melis’in bünyemdeki etkisinin Pink Floyd’dan çok daha yoğun olduğunu söyledim. Gerçekten de söyledim.

Neyse o zaman yazı bittiğine göre  ben bir ağlamaya gideyim.

Speşıl tenks tu… (içimden geldi): Sipahi, Ayyan, Barış ve tabii ki Melis 🙂

Hadi ben ağlamaya.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s