VE 2017 BİTER…

2017 bir acayipti. Ve şunu söyleyerek başlayayım; bence 2018 çok iyi olacak!

“20’lerinin sonları nasıl olur sence?” deseler çizeceğim tablo sanırım bu olmazdı. Ama 20’lerin başına dönsem ve her şeyi sil baştan yaşama şansım olsa yine ne yaptıysam onu yapardım o da ayrı… Ne kafası karışık bir durum di mi?
Neyse, bu soruyu tabii yıllar önce sorsalardı öyle derdim. Son birkaç sene “görünen köy kılavuz istemez” atasözü eşlik etti. Mutsuz muyum? Hayır. Mutlu muyum? Mutuluktan çoşmuyorum ama mutsuz değilim ya; o iyi bir şey.
2017 mi? 

2017, hayal etmeye sık sık küstüğüm, ama ardından hayal kurmadan yapamadığım için hayal kurmaya devam ettiğim bir seneydi. Hayaller çok iyi ya. Hem genelde gerçeklerden de güzel oluyorlar. Zaten kim kötüyü hayal eder ki? 🙂 Gerçekleştiklerinde ise harika oluyorlar.

2017, yine yeni işlere başladığım bir sene oldu. Bir kısmı 2018’de devam edecek. Bir kısmı kısa ömürlü oldu. Bir takım yeni işler ise yolda. Yine klasik roller coaster-spor. Bunun yanında bizim piyasaya yine çok üzüldüm. Zaman zaman da bolca b*k attım. Öyle böyle değil hem de! Mimar olmayı, psikolog olmayı (acayip ama lisedeyken çok istiyordum), senarist ya da reklamcı olmayı seçebilirdim. Akademik kariyer diye tutturabilirdim. Ya da modellikte coşabilirdim belki. Ama ben bunu seçtim. Seviyorum. Seçimlerimizi sevmeyeceğiz de kimi seveceğiz? 🙂

2017’ye hayatımda defalarca geldiğim ve çok sevdiğim bir kafayla başladım: “Oh yalnızlık! En sevdiğim!” Ama öyle devam etmedi. Hayat ya bu, full of surpises! Şimdi dönüp bakınca çok da iyi olmuş diyorum. Bunca yıldır yıl sonlarında yazıyorum. Geri dönüp okuduğumda, iyisiyle kötüsüyle ne ilişkiler gelmiş geçmiş… Kimin yok ki? Ne çok sevmiş, sevilmiş, sevinmiş ve üzülmüşüm… Dün nasıl bugünü bilmiyorduysam bugün de yarını bilemem tabii. Ama bildiğim kesin bir şey var ki, o da 2017’yi bu açıdan güzel hatırlayacak olduğum. ‘Yarın’ olabileceklerle ‘dün’ün güzelliklerini silmem pek. O yüzden de bu kadar emin konuşuyorum yani. Bir de hepsi şahane eğlenceli anılar değil mi ya? Ah, bir de herkesin fikir sahibi oluşuyla da hatırlayacağım.
“Sana ne?”, yan yana çok güzel duran iki nefis kelime.

2017, umudumu kaybetmemek adına uğraştığım bir sene oldu. Aslında kaybeder gibi oldum da toparladım sonrasında. İlk kez geleceğe dair bazı deadline’lar koydum kendime. Bunda 30 yaşında olacak olmamın da etkisi var mı acaba? İlk defa yaşım kulağıma büyük geliyor çünkü.
“Bu sene bir geçsin, önümüzdeki senelere bakalım” dedim. İşten kaytardığınız, okulu astığınız bir günü düşünün; işte 2017’ye o muameleyi yaptım ben. Hayat kısa olabilir. Kuşlar da uçuyor, biliyorum. Ama 1 sene izin verdim işte kendime olamaz mı? Bir daha da böyle bir zamanım olmaz. Ya da belki de zaten yoktu. En radikal deadline’ımı da 35’ime iliştirdim. Eskiden o ‘kocaman’ gelen yaş, aslında ne kadar da genç. Yaklaştıkça anlıyor insan. Ya da yaklaştıkça buna inanmak istiyor.

2017’de kendimi yersiz yurtsuz hissedişimin 10. senesini; yanmayan meşaleler, patlamayan havai fişekler ve çalmayan bando eşliğinde içimden kutladım. Bir yere ait olmama sevgimin ve isteğimin artık geçmeyen bir yorgunluğa dönüştüğü ve içimi daralttığı bir seneydi. Eskiden “Sokaklar benim evim dans ederim, yaşıyorum sadece bitsin diye…”yi hissederken, artık sadece şarkı sözü olarak seviyorum yani. “Bu sene göçebeliğin son senesi” demiştim kendime 1 Ocak’ta. Geldik sonun sonuna. Peki ya o sürekli yandan yandan gelen “durmasak ya!” tarafımı n’apacağız? Tam bir delilik 🙂

2017, resmen gösterip de vermeyen bir sene oldu. Bu da beni artık olasılıklar ve vaadler konusunda heyecansız ve tepkisiz kılmaya başladı. Ruhsuz değilim de baymış vaziyetteyim.

2017, üzenleri de üzdüklerimi de unuttuğum bir sene oldu. Ne üzdüklerime ne de üzenlere üzülmüyorum artık. Çünkü Mirkelam’ın şarkısındaki gibi “Sonra üzülsem, üzüldüğüme üzülsem” sarmalına girmeye gerek yok. Bir de bunun yanında bonus olarak bu yıl pek üzülmedim. Bence mis.

2017’de çok kahkaha attım. Ama öyle böyle değil. Gözlerimin içinin güldüğü sayısız an yakaladım. Harika bir şey bu. Bana, ve tabii yayında ve yapımda emeği geçen herkese bolca tebrikler.

2017’de Bir sorun olduğunda anında pop-up edecek birini hayal ettim hep. Full konsantrasyon beni dinleyip bana yol gösterecek birini. Tek görevi bu olsun yani. Tahmin edersiniz ki öyle biri olmadı. Godot’yu ya da Noel Baba’yı bekler gibi boş boş bekledim yani.

2017’de bir sürü ‘belki’m oldu. “Belki sonra şöyle olur”, “Belki bunlar çözülür”, “Belki aslında şöyledir” ve dahası. Ben size söyleyeyim o ‘belki’lerin ibresi hiçbir zaman istediğiniz yöne dönmüyor. Ha dönüyorsa eğer çok şanslısınız. Bana daha denk gelmedi.

2017, farklı konular için “Ben nerdeyim?” ve “Neden buradayım?” diye kendime bolca sorduğum bir sene oldu. Neyse ki kendimi tatmin eden cevaplarım vardı. Yeri geldiğinde kendi kendimi kandırmış da olabilirim ama iyi kandırmışım valla, helal. Kandırdım mı acaba? Görüyorsunuz, insan kendine bile güvenemiyor 🙂

2017, ‘asla’larımdan bir demet gerçekleştirdiğim bir sene oldu. ‘Asla’ demek konusunda tövbeliyim yıllardır ama bunlar çok eski ‘asla’lardı. Demek ki neymiş? Eski yeni farketmiyormuş. Asla, her türlü aslaymış. Yani dememek lazımmış. Ya da hadi diyelim ki ağızdan çıktı bir kere, arkasında durmak lazım belki de…

2017’de, çok içtim, az sarhoş oldum çünkü biraz akıllandım… Çok dans ettim, çok ama çok müzik dinledim, hiç yorulmadım… Evde, sokakta, mekanlarda dinledim, kendim çalıp insalara dinlettim… Az sinemaya gittim, çok TV karşısında oturdum, bunu kendime yakıştıramadım… ‘Hiç’e yakın kitap okudum, kendime kızdım… ‘Yok’a yakın dizi izledim ama iyi yaptım… Ailemle güzel zaman geçirdim ama az geçirdim ya, yetmedi… Mini kardeşime bayıldım, anneme yine daha çok bayıldım… Arkadaşlarım konusunda ne kadar şanslı olduğumu tekrar gördüm… Çok fazla konsere, festivale gittim çok eğlendim… Kocaman çok sevdim… Kendime şaşacağım kadar nefret ettim bazı insanlardan… “Şimdi ölse üzülmem” dediğim anlar bile oldu ama sonra oturup bunu düşündüğüme üzüldüm… Geri dönüp baktığımda yüzümde tebessüme sebebiyet veren bir sürü ‘an’ biriktirdim…  ‘An’ı mükemmel yaşadım… Geçmişi değil de garip bir şekilde geleceği özledim…

2017 bana, kocaman 1 yıl gibi değil de zip’lenmiş bir 1 yıl gibi geldi. Biraz daha geniş geniş, biraz daha ağırdan ve biraz daha sindirerek yaşamayı çok isterdim. Bazı anları da başa sarıp tekrar yaşamayı… Zaman çok hızlı geçiyor ya 😦 Nasıl geçti anlamadım ama bitti. C’est fini…
Lianne La Havas – Green & Gold şarkısı bana muhtemelen hep bu seneyi hatırlatacak -ki 2015’in şarkısı-. Gerçi birkaç tane şarkı daha var ama bunu, senenin başından beri gerçekten yüzlerce kere dinledim.

Toparlayacak olursak: 
Canım 2017, seni kocaman öpüyorum.
Hoşluklarını yanımıza alıp 2018’e geçerken, boşluklarını olduğu yerde bırakalım lütfen.

Hoşçakal.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s