10.07.2018 – NICK CAVE & THE BAD SEEDS

IMG_6914En son blog yazımın üzerinden 5, konser yazımın üstünden 10 ay geçmiş. Valla ne yalan söyleyeyim hiç yazasım gelmiyor artık 🙂 Gerçi konserinden kitabına, seyahatinden bilmem nesine sosyal medyada o kadar paylaşır olduk ki; ne kelimelere, ne cümlelere, ne de paragraflara gerek kalmıyor artık.  Ama işte bu sefer yazasım geldi…

Dün konserde bir şey oldu. Tam olarak nasıl tarif edebileceğimi sabahtan beri düşünüp, hala bulamadığım bir şey. Uzun zaman süren yalnızlıktan sonra aşık olmak gibi ya da ne bileyim birinden hayatın boyunca hatırlayacağın acayip güzel bir söz duymak gibi. Çok sevmek değil de çok sevilmek gibi belki de. Öyle acayip bir şey oldu işte.
Sahi, en son ne zaman böyle kalabalık, böyle enerjisi yüksek, böyle herkesin çıldırdığı bir konser izlemiştim hatırlamıyorum. Cidden neydi ya? Biri bana hatırlatsın 🙂
Nick Cave’e mi baksam, insanları mı seyretsem ne yapsam bilemedim dün. Ve hiç bitmesin, bir müddet daha sürsün istedim o his. Ama tabii her güzel şey gibi ne oldu? Bitti.

Bir gün Nick Cave & The Bad Seeds izleyeceğimi biliyordum da nerede, ne zaman, kiminle çok merak ediyordum. Hatta dün birkaç kişiye bu hissimi anlatmaya yeltendim ama bir türlü başarılı olamadım. Sanmayın ki ölesiye hayranıyım, alakası yok. Ama bir şekilde bazı şarkıları hep çok etkilemiştir beni.
İstanbul öncesindeki konserlerinin setlist’lerine bakıp ‘The Ship Song’ söylemiyor diye hayıflanıyordum. Ama dün birden onu çalmasın mı! Kaç insanla, kaç şehirde ve kaç ülkede dinledim bu şarkıyı. Ama en çok da yalnız dinledim. Evde, yolda, sokakta yürürken… Ne klipler çektim bu şarkıyla kafamda. Ve uzun zamandan sonra ilk kez bir konserde “A-a oha ağlıyorum!” dedim. Şarkı bittiğinde Türkan Şoray’a bağlayıp tuvalete koştum hatta. Bu şarkı, binlerce kişinin içinde bana kendimi o kadar yalnız, o kadar mutsuz ama bir yandan da o kadar mutlu, o kadar harika hissettirdi ki çok acayipti… Delirmek böyle bir şey mi acaba?
“Come sail your ships around me
And burn your bridges down”

‘Into My Arms’ kaç playlist’imde var, kaç kere loop’a alıp dinledim kim bilir? Ya da ‘Girl in Amber’ı? ‘Push the Sky Away’i? Peki ya ‘The Weeping Song’un muhteşemliği? ‘Stagger Lee’ itibariyle izleyiciler sahneye alındığında en arkadaki insanın bile coşması?

Eve o kadar mutlu döndüm, o kadar mutlu uyudum, o kadar mutlu uyandım ki çok saçma. Mutlu olursam azar işitecekmişim, hayal kurarsam ceza alacakmışım, gülersem yadırganacakmışım gibi hissettiğim şu günlerde ilaç gibi geldi. Ben konseri dinledim ama konser de beni dinledi sanki. Anlatmaya ne de çok ihtiyacım varmış 🙂

Kalabalık konsere mi, çoşkulu insana mı, gülen gözlere mi neye açmışım bilmiyorum ama dün o hissimi biraz olsun bastırdı bu konser.
Ulan ne varsa müzikte var! (Evet, ‘ulan’ dedim n’olmuş:))
Bir de son olarak kendime çok teşekkür etmek istiyorum, hayatta çok doğru bir karar verdiğim için. Aferin bana.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s