ÇILGIN 2020, KORONA ve BİZLER

downloadBirçok insan alışık olmadığı bir durumla karşıladığında davranış bozukluğu sergiler. Bir kısmı ise anında adapte olur ve hayatına devam eder. Şu an işte tam da bu ikisinin arasında gibiyiz. Ama herkesin de kendine has bir hikayesi var…

Ben mi? Valla benim hayatım pek (!) değişmedi. Yani tabii ki biraz (!) değişti çünkü ben dışarıda yemeyi içmeyi seven bir insanım. Haftada en az 1 kere mutlaka konsere gidiyorumdur… Elimde kahvem, kulağımda sevdiğim müzik kilometrelerce yürürüm. Toplu taşıma kullanıp insanları izlemeye bayılırım. Sokaktan simit alıp yiye yiye yürümek gibi pis alışkanlıklarım var. Yemeksepeti.com’un sadık müşterilerindenim. Kendim de yapıyorum birşeyler o ayrı ama pizza, sushi, çin yemeği filan sürekli istiyorum tabii. Sevdiğim filmleri mutlaka sinemada izlerim, hele ki Marvel’sa, aksiyonsa üf! Arkadaşlarımla buluşmaya bayılırım, arkadaşlarımın bana gelmesine de bayılırım, arkadaşlarıma gitmeyi de çok severim. Mutlaka spora giderim. Tanımadığım insanlarla ayak üstü sohbet etmek gibi garip huylarım var, mutlaka konuşacak bir şey bulurum. Denk geldiğimde yaşlıların kollarına girip karşıdan karşıya geçiririm. Yolda biri yürürken bana çarparsa delirmem, tebessüm ederim. Ben çarparsam mutlaka özür dilerim, genelde karşı taraf delirir. Çok kalabalığı sevmem ama çok kalabalık yerlerde bulunmam gerekir. Falanlar filanlar…

Şimdi mi? Sabahları uyanıp da kahvemi içtikten sonra hemen pijamalarımı çıkarıyorum ve sokağa çıkacakmışçasına üstüme düzgün bir şeyler giyiyorum. Giyiyorum ki delirmeyeyim. Dışarıda hiçbir şey yiyip içmiyorum çünkü temel ihtiyaçlar dışında (market, eczane vs) dışarı çıkmıyorum. Bugün 10. gün. Yazı ile “ON”… Hiçbir konsere gidemiyorum tabii ki, her yer 30 Nisan’a kadar kapalı ama birçok online konseri, sohbeti izliyorum. Değişik bir kafası var. Sokaklarda elimde kahve, kulağımda müzik yürümüyorum ama çıktığımda kulağımda mutlaka kulaklık var. Çünkü telefonla konuşurken yüzüme değisin istemiyorum. Günlük ortalama yürüyüşüm 1 km’yi geçmiyor maalesef. Sokaktan simit alıp yeme zevkim son buldu, zaten evimin karşısındaki simitçi de kapattı… Yemeksepeti ile ilişkim kesildi. Ama öyle bir noktaya geldim ki birazdan pizzayı da sushi’yi de çin yemeklerini de kendim yapacağım. Mutfakla yeni bir ilişki kurdum resmen. Ne yalan söyleyeyim sinemaya gitmemek beni epey üzüyor. Arkadaşlarımla buluşmuyorum. 1 kişi hariç kimseyi görmüyorum ki muhtemelen onun da kızını alması gerektiği için artık onunla da görüşmemem gerekecek. Arkadaşlarım bana gelmiyor, ben onlara gitmiyorum. Tabu’ya, Scrabble’a, Dixit’e hüzünle bakıyorum ama öte yandan sevdiklerimde online buluşuyorum. Spora gidemiyorum ama evde spora devam ediyorum. İnsanı çok da motive eden bir şey, tavsiye ederim. İzlediğim filmlere, okuduğum kitaplara girmiyorum bile. Kimseyle konuşmuyorum sokakta, yaşlılardan onlara zarar verecekmişimcesine kaçıyorum. Sokakta insanlara potansiyel birer hastaymış gibi davranıyorum maalesef… Bana çarptıklarında delirecek gibi oluyorum, “uzak dur benden!” demek istiyorum, ben ise çarpmamak için zigzaglar çizerek yürüyorum..

Fakat ben 10 gündür evimde otururken bu kadar insanın neden dışarıda olduğunu gerçekten anlamıyorum? Camdan dışarı baktığımda baharı selamlayarak sokakta şen şakrak gezen insanları gördüğümde kendimi gerizekalı gibi hissediyorum. Bahar geldi de bir size mi geldi? Bana/benim gibilere gelmedi mi? Ben bana bulaşır da birilerini hasta ederim diye binbir özveride bulunurken (ki ailemde ne yaşlı var ne bir şey!) yaşlıların da gençlerin de kısacası birçok kişinin dışarıda olmasını aklım hayalim almıyor.

Bu süreç bana hayatımda tanıdığım bazı insanları sorgulamak adına oldukça faydalı oldu. Uzun zamandır pek kendime dönememiş, kendimi düşünmemiştim o açıdan da iyi oldu. Biri bana şu günleri anlatsa “saçmalama” derdim. Ama işte fiilen içindeyiz.
İlk konsere gideceğimiz günü, ilk arkadaşıma sarılacağım anı, ilk artık insanlara potansiyel hastaymış gibi davranmayacağım zamanı, rakı sofrasını, alışverişi çok ama çok merak ediyor ve heyecanla da bekliyorum. Ama gördüğüm manzaralardan ötürü o ana gelişimizden her gün bir adım daha uzaklaştığımızı da düşünmeden edemiyorum.

Neyse ben şimdi ellerimi yıkayıp, kolonyalayıp, evi süpürdükten sonra akşam yemeğimi hazırlayayım. Bir yandan da sokaktaki insanlara hayretle bakarak tabii ki…

 


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s